GÜZELLİK KATAN MESLEKLER

Akşamın turuncu ışıkları pencereye vuruyordu. Levent çalışma masasındaki dosyaları kapattı.Gün boyu süren ameliyatlardan sonra yorulmuş hissediyordu. Ancak, içinde Ecem için başka bir acı vardı. Son zamanlarda evin gündemi dönüp dolaşıp aynı yere geliyordu. Gündem, üniversite sınavı ve meslek seçimiydi.

Levent için her şey çok açıktı. Çocukluğundan itibaren Ecem’in iyi bir doktor olmasını istiyordu. Kızını en iyi okullara göndermişti. Özel dersler aldırmıştı. Kızı ise resim çizmeye odaklanmıştı. Test kitapları yerine tuvaller, boyalar istiyordu. Tüm bunlar ders çalışmaktan daha iyi geliyordu. Ecem’in annesi de doktor olması gerektiğini düşünüyordu. Ecem’in odasına ne zaman girse onu çizim yaparken görüyordu.

Ecem bir gün okulda öğretmeni ile tartıştı. Tartışmanın sebebi ise dersi dinlemek yerine çizim yapmasıydı. Öğretmeni de annesini arayıp bu durumu haber verdi ve dakikalarca Ecem’in derslere karşı ilgisizliğini anlattı. Ayfer Hanım derin bir iç çekti.  Ressam olma mevzusunun artık evde konuşulma zamanı gelmişti.

Ecem bir hışımla eve girdi. Çantasını ayakkabılığın üzerine fırlattı ve annesinin yanına gitti.

“Çocuk muyum ben de, her şeyde seni arıyorlar? Ne olmuş resim çizdiysem? Derste canım sıkıldı.”

“Üniversite sınavına birkaç ay kalmış. Hala resim çizmek diyorsun Ecem. Baban akşam gelsin de ona anlat.”

Ecem odasına gitti, annesi ise sakinleşmek için yürüyüşe çıktı.

Yol boyunca, “Ecem söz dinleyen bir çocuktu. Son zamanlarda neden böyle oldu?” diye düşüncelere dalmıştı.

Biraz zaman geçti, yürüyüş yaptığı yolu izlemeye başladı. Yürüdüğü yerde çeşitli ağaçlar olduğunu fark etti. Kızılçam, meşe, akasya, ıhlamur vardı.

Hepsi aynı toprakta yetişmesine rağmen nasıl birbirinden farklılardı? Ihlamur ile çay yapılırken, meşe ile mobilya yapılabiliyordu. Akasya çok güzel çiçek açarken, çam ise hiç çiçek açmıyordu. Bazısı estetik olarak güzelken bazısı çok faydalıydı. Yine de tüm ağaçlar aynı topraktalardı.

Aklına kızı Ecem geldi. Ailelerinde doktor, öğretmen vardı ve insanlara büyük faydaları dokunuyordu. Neden sanat konusunda yetenekli biri olunca bu kadar tepkililerdi? Akasyaya ve ıhlamur ağacına da ihtiyaç vardı. Neden Ecem’in sanat ile ilgilenmesini istemiyorlardı?

İyiyi İyi Yapan Nedir?

Faydanın güzelleştirilmeye ihtiyacı vardı. O zaman süreç toplamda iyiye varıyordu.

Yemek yemek için tabak kullanılıyor ve satın alınırken faydasının yanında estetiğine de bakılıyordu. Kalitesi ve işlevinden sonra deseni, şekli güzel olan tercih ediliyordu.

Kızı da sanatını faydalı şeyleri güzelleştirmede kullanabilirdi.

İşte Zanaat bu demek değil miydi?

Güneş battı ve evine geldi. Ağaçlarda gördüğü durumu eşi ile paylaşmayı düşündü. Ecem evde değildi, arkadaşları ile buluşmaya çıkmıştı. Düşüncelerini boya lekesi olmuş koltuklarında kocasına anlattı.

Eşi sordu, “Sence gerçekten o kadar yetenekli mi?”.

“Gel, bak.”

Ayfer, eşini Ecem’ in odasına getirdi. Odası harçlıklarıyla aldığı çizim malzemeleri ile doluydu. Duvarları saatlerce uğraştığı tablolarla kaplıydı. Her bir tablo ayrı bir detaydı. Renkler birbiri ile adeta dans ediyordu.

Ecem’in resim çizmeye çok emek verdiğini fark etmişlerdi. Her emekte de daha güzel tablo ortaya çıkarmıştı. Resim çizmek onun iyi yaptığı bir şeydi.

Levent girdiği ameliyatlardaki organları düşündü. Kalp, karaciğer, ince bağırsak, böbrek… Uyum içerisinde tek bedende sorunsuz çalışıyorlardı. Her organ birbirinden çok farklı işlevlere sahipti. Bir tanesi olmasa vücutta sorun çıkıyordu.

Ya bu toplumda Ecem gibileri olmasaydı? Herkes doktor, öğretmen veya mühendis olsaydı? Doğadaki bu renkleri kim yakalayacaktı? Kim böylesine güzellikleri tabloya aktaracaktı? Kim faydalı şeylere estetik katacaktı? Kim insanı derin düşüncelere sokacaktı? Kim “Doğada ne güzel renkler varmış.” dedirtecekti?

İnsanların farklı istekleri, ihtiyaçları ve becerileri vardır. Herkes aynı şeylerden hoşlanmıyor, aynı şeylere ihtiyaç duymuyor. Bizde olmayan bir beceri başkasında vardır. O da bizim farklı ihtiyacımızı karşılar. Bu sebeple çeşitlilik hayatın bir gerekliliğidir. Biz ancak bu farklılıkları fark edip uyum sağlarsak mutlu ve başarılı olabiliriz.

Loading spinner

13 Responses

  1. İnsan hayatının her aşamasında seçim yapar. Seçimlerine göre de hayatını dizayn eder. Bu seçimlerinin en başında da kariyeri gelir.

    Peki biz hayattaki ana rolümüzün,
    mesleğimizi, kariyerimizi dizayn ederken Ecem kadar istikrarlı mıyız ve yaptıklarımızdan keyif alıyor muyuz?

    Ya da çevremizdekilerin kariyer süreçlerinde onlara ne kadar destek oluyoruz?

    1. İnsanı yetiştiren en önemli birim olan ailede farklılıkları fark etmeye buna göre davranışlarını, tepkilerini, düşüncelerini paylaşan aile her zaman güçlü bağları olan gruptur .

    2. Insanın marifetleri ve meyilleri, doğuştan getirdiği özellikleri bilindiğinde ona göre yön vermek daha doğru olur diyebiliriz.

  2. Kişilerin isteklerini farketmek onu geliştirmek için çok önemli bir aşama…
    Meslek seçimlerinde, ders çalışmada kişilerin istekleri süreçleri belirleyen en önemli unsurlardır.

    1. Evet çok haklı konuşmuş bence insanların hayatında yaşadıklarını düşünüp bilgi verici bir şekilde yazmışlar

  3. Popülleri iyi kabul etmekten çıkıp İyiyi İyi Yapan Nedir? diye sormak çok değerli insanlar için çıkarılacak çok mesaj var

  4. İsteğimin olduğu konuda başarılı olmam daha olası.. mesele o isteği faydayla birleştirmek. Resim çizmeyi faydalı hale getirebiliyorsam her şeyi getirebilirim ☺️

  5. Meslek seçimi için yönlendirmek farklı seçeceği mesleği belirlemek farklı birşey. Bizlerde bazen günlük hayatta hiç düşünmeden kendi doğrularımızı karşıdaki insana kabul ettirmeye çalışıyoruz bu yazı bana onu çağrıştırdı.

  6. Öncelikle farklılığı kabul etmekle başlıyor iyi olan ilişkiler. Kabul ettikten sonra onun ihtiyaçlarına göre yön vermekle devam ediyor. Yetiştirmek çocuğun her istediğini kabul etmek değil marifetine meyillerine göre destek vermek. Aynı zamanda da zittindaki şeyi ona sevdirebilmek.

  7. Çocuğum, iyi bir kariyer yapsın istiyorum… Peki size göre iyi ne. Para, prestij, çevre… Bunlar çok kıymetli. Ya MUTLULUK? İnsan mutlu olduğu işi yaparken, para, prestij, çevreyi de kazanmaya başlıyor aslında

  8. Meslek, kişinin bir ömür güne onunla başlayıp onunla bitirdiği bir yaşam tarzıdır. Bu kadar geniş bir zamanı kapsadığını düşününce önemini daha iyi anlıyor insan.
    Genel olarak buralarda toplum baskısı yüksek olabiliyor. Üzerinde emegi olanlar, olmayanlar.. her kafadan bir ses çıkıyor. Bence…ler uzadıkça uzuyor.
    Peki meslek seçiminde onemli olan ne?
    Ben bu mesleği sürdürebilecek ilgiye, marifete, ortama… sahip miyim? Öncesini sonrasını irdelemeden ne kadar iyi karar verilebilir ki!
    Umarım bu paylaşımınız bircok kisinin farkındalığına kapı açar. Yüreğinize, kaleminize sağlık 💐

  9. Farklılıkları fark edip buna göre yol izlemek çok kıymetli. Kendi istediğimiz değil de kişinin ne meslek istediğini önemsemeliyiz. Bunun yolu da insanı tanımaktan geçer.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir