
ARKADAŞLIĞIN RENKLERİ
Aysun odasında otururken gözü dışarıya daldı. Penceresinin önündeki meşe ağacındaki kuşları izlemeye başladı. Kuşlar ötüşüyor, adeta birbirlerine bir şeyler anlatıyorlardı. Her birinin rengarenk desenleri vardı.

Aysun odasında otururken gözü dışarıya daldı. Penceresinin önündeki meşe ağacındaki kuşları izlemeye başladı. Kuşlar ötüşüyor, adeta birbirlerine bir şeyler anlatıyorlardı. Her birinin rengarenk desenleri vardı.

“Elif, güneş kremini almayı unutma!” diye seslendi Zeynep kardeşine. Sıcak bir yaz günüydü. Okulların tatil olmasının üzerinden henüz iki hafta geçmişti. Sıcak hava şehrin sokaklarını

Nişan ve düğün dönemi, çoğu insan için heyecanlı ve önemli bir süreçtir. İki insan yeni bir hayata hazırlanır, aileler tanışır, planlar yapılır. Hayallerdeki ev aranır,

Günün başlamasının en önemli işareti, güneşin doğmasıdır. Dün doğduğu gibi bugün, bugün doğduğu gibi yarın da doğacaktır. Hayatta düzen aranmak istense, fark edilecek ilk şey

Ilık bir bahar günü, ikindi vaktiydi. Mina, balkondan esen rüzgârı hissediyordu. Havalanan tül dikkatini çekmişti. Beyza ise odanın ortasında dolaşıyordu. Telaşlı adımlarla ileri geri yürüyordu.

“Kızım oklava öyle tutulmaz. Sana kaç kere gösterdim. Hadi biraz hızlan, şu hamuru uzat bana. Akşama ne kaldı şurada!” “Anneciğim gösterdin de ben sen değilim