YUKARI ÇEKEN, AŞAĞIYA İTEN ‘BEN’

Her insanın kişiliğini oluşturan huyları ve zamanla geliştirdiği özellikleri vardır. İnsan da bazen bu özelliklerin avantajını yaşar, bazen de dezavantajını.

Bazı insanlar dışa dönüktür mesela. Kolay iletişim kurar, insanlarla hemen tanışır, sohbet eder ve ortak noktaları yakalar, çok insan tanır. Bu özellikler onun için avantajdır. Ancak bazen bu insanlar sosyal hayatlarında sınır koymakta zorlanır. İletişim bir anda kontrolünden çıkar; kendini gitmek istemediği bir etkinlikte ya da birlikte olmak istemediği kişilerle buluverir. Hayır derse ilişkilerini kaybetmekten korkar. Bir yandan da her şeye “evet” demenin zararını görür ve güçlü yanı dezavantaja dönüşür.

Yapılacak işleri varken “Film izleyelim mi?” teklifine evet diyebilir. Hastadır ama “Dışarı çıkalım.” teklifini kabul edebilir.

Arkadaşı “Akşam maça gidelim.” dediğinde ona uyum sağlar. Oysa eşine sinemaya gitme sözü vermiştir.

Güncel tabirle “sosyal enerjisi yüksek” olarak tanımlanır bu kişiler. Onlardan çoğunlukla şu cümleyi duyarız: “Keşke biraz hayır diyebilsem.”

Bazen verdiği sözleri de unutur.  Yeni yıla girerken değiştirmek istediği davranışlarının bir listesini yazar. Ama her yeni yıl geldiğinde liste tekrarlanır. Çünkü hayır diyememek, her şeye evet demek zamanla hayatında büyük bir karmaşaya yol açar.

Kendi sınırlarını ifade ederse ilişkilerinin zarar göreceğinden korkar. Beğenilmek ve sevilmek onlar için önemlidir. Sınır koyduğunda sevilmeyeceğini düşünür; bu yüzden taviz verir ya da gereğinden fazla esnek davranır. Oysa tam da bu davranışlar zamanla ilişkilerini daha da çıkmaza sokar.

Bazı insanlar ise düzen sever. İşlerini planlamayı, önceden tedbir almayı, ajanda kullanmayı ve bir çalışma programına bağlı kalmayı tercih eder. Programsız işlerden rahatsız olur. Emrivaki onun için en büyük sınır ihlallerinden biridir. Ancak kriz anlarında da plan yapmaya çalışınca işler karışır.

“Bir dakika, kafamı toparlamam gerek’’ diye geçer zihinlerinden. İşler planladığı gibi gitmediğinde ve aldığı tedbirler de işe yaramadığında ilerlemekte zorlanabilir. Yeni planını oluşturana kadar geçen sürede de oldukça yıpranır.

İş yerindeki planlı çalışma biçimi onu öne geçirir. Ama tatil planı düşündüğü gibi gitmediğinde ortamı geren kişiye dönüşebilir. Tedbirli hareket ettiği için kolay geç kalmaz. Ama bir sebeple uçağına yetişmek için koşması gerektiğinde ne yapacağını bilemeyebilir.

Çoğunlukla çevresi tarafından “kontrolcü” olarak tanımlanır. Esnemek ona kontrolü kaybetmek gibi gelir ve ipleri daha da sıkı tutmaya çalışır. Böylece onu güçlü kılan özelliği, hem kendisini hem de çevresindekileri zorlamaya başlar.

Her insanın kendine özgü güçlü yanları vardır. Ancak bu güçlü yanlar, yerinde ve kararında kullanıldığında avantaj sağlar. Ölçüsü kaçtığında ya da yanlış zamanda devreye girdiğinde ise aynı güç hayatı ve ilişkileri zorlaştırmaya başlayabilir.

Önemli olan sahip olduğumuz özelliklerin farkına varabilmektir. Onları ne zaman, nerede ve ne ölçüde kullanacağımızı bilmektir. Çünkü çoğu zaman bizi ileri taşıyan şey ile ayağımıza dolanan şey aynı özelliğin farklı kullanım biçimleridir.

Loading spinner

3 Responses

  1. Gerçekten her insanın hem avantajı hem dezavantajı olan özellikleri var. Kendimizi ve çevremizdekileri iyi tanımak lazım

  2. Güçlü yanlarımızı korumak, zayıf yanlarımızı geliştirmek hayatta bizim daha rahat yol almamızı sağlar. Elinize sağlık çok verimli olmuş.

  3. Davranışlarımızın farkında olarak eksik taraflarımızı toparlamak iyi yanlarımızı geliştirmek kıvamında bir kişiliğe dönüştürür bizi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir