Ilık bir bahar günü, ikindi vaktiydi. Mina, balkondan esen rüzgârı hissediyordu. Havalanan tül dikkatini çekmişti. Beyza ise odanın ortasında dolaşıyordu. Telaşlı adımlarla ileri geri yürüyordu.
“Nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsun? Seni hiç anlayamıyorum.”
“Ne sakinliği? Ne yapabilirim ki, Beyza?”
“Yarın sınavımız var. Herkes farklı şeyler söylüyor. Kafam iyice karıştı. Bilgi almak için Mert’le konuştum. Önceki yıllardaki proje sunumlarından soru çıkabiliyormuş. Şimdi hepsine çalışmalı mıyız?”
“Beyzacığım, biraz sakinleşmeye ne dersin? Öncelikle odada dolaşmayı bırakır mısın? Senin yüzünden başım döndü. Kimin ne söylediği önemli değil. Bu dönemki konulara çalışmamız yeterli.”

Beyza, uzatılan bardağı aldığında parmaklarının titrediğini fark etti. Bitki çayından bir yudum aldı. Ancak zihni hâlâ oldukça karışıktı. Duyduğu onlarca düşünce arasında kayboluyordu.
“Mert’e karşı mahcup olacağım,” dedi Beyza. Gözlerini bardağın içine dikti. “Bize özellikle sunumlara bakmamızı söyledi. Çalışmazsam ve soru çıkarsa ne olur? Sınıftakilerin yüzüne nasıl bakarım? ‘Biz söylemiştik’ diyebilirler. Hatta beni sorumsuz bulabilirler.”
Mina, Beyza’nın kaygısını izliyordu. Beyza için sınav yalnızca başarı değildi. Aynı zamanda çevresinin beklentileriydi. Arkadaşlarının ve hocalarının düşünceleri önemliydi. Sürekli takdir görmek istiyordu. Kararlarını çoğunlukla başkalarına göre verirdi. Kendi düşüncelerini geri plana atardı.
Mina ise farklı bir yapıya sahipti. Kararlarını kendi değerlendirmeleriyle verirdi. İnsanların düşüncelerini fazla önemsemezdi. Bu şekilde karar alması kolaylaşıyordu ancak bunun bazı dezavantajları da vardı. Çevresinden gelen önerileri değerlendirmezdi. Kendi yönteminin en doğru yöntem olduğunu düşünürdü.
Aslında iki arkadaşın şartları oldukça benzerdi. Aynı sınıfta eğitim görüyorlardı, aynı sınava hazırlanıyorlardı ancak düşünceleri ve duyguları farklıydı. Çalışma stilleri de birbirinden ayrılıyordu. Benzeseler de detaylara bakıldığında farklıydılar.
Beyza, telefonundaki mesajları okuyordu. Aynı zamanda karar vermeye çalışıyordu. Hangi bilginin doğru olduğunu düşünüyordu. Mina ise notlarını toparlıyordu ve çalışma planını son kez inceliyordu. Biri her yorumu değerlendirmeye çalışıyorken diğeri ise kendi rotasını koruyordu. Ne biri tamamen doğruydu ne de diğeri tamamen yanlıştı.
Akşam olmuştu ve hava kararmıştı. Beyza pencereye doğru yürüdü. Tam o sırada telefonu çaldı. Sınıf grubundan yeni mesajlar geliyordu.
“Hocanın geçen yıl sorduğu sorular bulundu!”
“Kesinlikle bunlara çalışın!”
“Hayır, çıkacak yer farklıymış.”
Beyza’nın heyecanı yeniden arttı. Grubu açmak istiyordu ancak Mina’nın sözlerini de düşünüyordu. Acaba herkesin sesini dinlemeli miydi?
Mina ise son konuya odaklanmıştı. Çalışma planındaki başlığın altını çiziyordu ancak onun da aklında bir soru vardı. Belki de bazı bilgiler faydalı olabilirdi. Başkalarının önerileri işe yarayabilirdi.
Hangi yöntem ne kadar doğru?
Gece ilerledikçe ikisi de kendi yöntemlerini düşündü. Beyza, bazen gereğinden fazla etkilendiğini fark etti. Mina ise çevresindeki önerilere daha açık olabileceğini düşündü. Birbirlerinden farklıydılar ancak bu farklılıklar, birbirlerinden öğrenmelerine de fırsat veriyordu.
Ertesi gün sabah sınava girdiler ancak o akşam başka bir kazanımları vardı. Beyza, Mina’nın sakinliğinin değerini anlamıştı. Mina ise Beyza’nın çevresinden topladığı bilgilerin bazen işe yarayabileceğini görmüştü. Aslında ikisinin de bakış açısında öğrenilecek bir şey vardı.
İnsanlar birbirlerine birçok yönden benzer. Ancak her insanın kendine özgü özellikleri vardır. Herkesin güçlü yönleri vardır ama aynı zamanda geliştirmesi gereken yönleri de vardır.
Kendimizi tanıdıkça güçlü yanlarımızı daha iyi fark ederiz. Aynı zamanda farklı bakış açılarından öğrenmeye de açık oluruz. Çünkü bazen gelişmemizi sağlayan şey, bizden farklı olan bir özelliktir.
Her farklı özellik, yeni bir bakış açısı kazandırabilir. Kendini tanıyan kişi, hem kendinden hem başkasından öğrenebilir.



8 Responses
Çocuklarımızı yetiştirmek, eğitmek için onların nasıl verimli algılayacağını bilmemiz çok önemli. Çok faydalı bir yazı olmuş.
Eleştirmekten ziyade bir davranışın nedenini düşünmeye başladığımızda, kendimize katabileceğimiz olumlu özellikleri de fark ederiz. İşte gelişim de tam burada başlar.
Hangi yöntem ne kadar doğru? gerçekten hayatımızın her alanında durup düşünüp kendimize sormamız gereken bir soru . Cevabı insana çok şey kazandırıyor
Sene 2012 ablam ve benim halimiz gibi… birebir yaşandı 😊
Farklı olan taraflarımızı fark ettikçe güçlü ve geliştirmemiz gereken yönlerimizi de detayda görebiliyoruz. Bu insanı geliştiren en kıymetli şey. Ben ve benden farklı olan insanlar nasıl? Kendime olumlu özellik kazandıracağım gelişmem gereken ya da törpülemem gereken yanlarımızı açığa çıkarmalıyız
Bir yöntemin başarılı olması onun tek gidiş yolu olduğunu göstermez. Bazen gerekli olmadığını düşündüğümüz yerler tam da ihtiyacımız olan yer olabilir. Farklı bakış açılarına olanak tanımak için güzel bir yazı..
Bir çocuğun güçlü olduğu yönleri bilip buna göre hayatını düzenlemesi büyük konfor.
Ne kadar ilginçtir ki, insan sadece kendi düşünce ve davranışlarının doğru olduğunu zanneder. Böylece karşısındakinin düşüncelerine önem vermez hatta eleştirir.
Halbuki hayat kıvamı sever 😉 düşünce ve davranışta bile…