AYNI GÖRÜNEN FARKLILIKLAR

Meral ve Mine ikiz kardeşti. Aynı gün, aralarında sadece birkaç dakika farkla dünyaya gelmişlerdi. Dışarıdan bakıldığında birbirlerinin tıpatıp aynısı gibi görünürlerdi. Bu yüzden insanlar onları sık sık karıştırırdı. Anneleri ise kızlarını hiçbir zaman karıştırmazdı. Çünkü onları çok yakından tanıyor ve detaylardaki küçük farklılıkları kolayca görebiliyordu. 

Meral’in çenesinde küçük bir ben vardı. Onları ilk bakışta bu sayede ayırt edebiliyordu. Meral’in yüz ifadesi çok daha canlı ve mimikliyken, Mine ise ona kıyasla daha ifadesiz ve mesafeli görünüyordu.

Herkes onların birbirine çok benzediğini düşünse de anneleri, “Nasıl bu kadar farklı olabiliyorlar?” derdi. Kızlardan biri odasından saatlerce çıkmadan vakit geçirebilirken diğerini evde tutmak neredeyse imkânsızdı. Biri mutlaka kendi yatağında uyumak isterken diğeri için nerede uyuduğunun hiçbir önemi yoktu. Öğrenme biçimleri bile tamamen farklıydı; Mine için sadece dinlemek çoğu zaman yeterliyken Meral, yazarak ve görerek çok daha kolay öğrenirdi. Birinin arkadaş çevresi sürekli değişirken diğeri anaokulundan beri aynı kişiyle arkadaştı.

Peki, birbirine bu kadar benzeyen iki insan detaylarda neden bu kadar farklıdır?

Hayatta da durum tam olarak böyle değil midir?

“Hayvanlar alemi” diyerek genellesek de milyonlarca farklı hayvan türünden bahsederiz. Balıkları detaylıca inceleyen bir kişi, hepsinin birbirinden tamamen farklı olduğunu bilir. Bazı balıklar sürü halinde hareket ederken bazıları yalnızlığı tercih eder. Kimi tuzlu suda yaşarken kimi tatlı suda yaşamını sürdürür.

Her çiçek de aynı değildir. Kokusu, büyüme hızı ve yetiştiği toprak tamamen farklıdır. Dünyada yüzlerce gül türü vardır ancak detayda birçok çeşitlilik görürüz. Her gülden yağ elde edilmez, her gülün reçeli yapılmaz. Dışarıdan bakıldığında birbirine benzeyen bu çiçekler aslında içerikleriyle değişkenlik gösterir.

Çekirdekli meyvelere baktığımızda elmanın kabuğu kalındır, içi kolay kolay bozulmaz. Şeftalinin ise kabuğu incedir, içi çabuk ezilir. İkisini aynı sepete dikkatsizce koyarsanız şeftali ezilir elma ise sapasağlam kalır. Burada sorun meyvelerde değil, onları taşıma biçimindedir.

İnsanlar da tıpkı böyledir. Birbirlerine çok benzeyebilirler ama aslında özlerinde tamamen farklıdırlar.

Kimi daha hareketlidir, kimi daha yavaş hareket eder; kimi çok konuşur, kimi az. Kimi hayatındaki her şeyi planlamak isterken kimi tamamen doğaçlama yaşar.

Detaylardaki bu farkları görmeden yapılan her tanım eksik kalır. Mine ve Meral de tıpkı elma ile şeftali gibiydiler. İkisi de özünde birer çekirdekli meyveydi ama detaylarda birbirinden çok farklıydılar.

İnsan benzer görünen her şeyi aynı sandığında yanılır. Çoğu zaman kendi benzerlerini arar ve onlarla vakit geçirmek ister fakat benzer davranışların altında çok farklı nedenler yatabilir. Dışarıdan aynı görünen iki insan, iç dünyasında bambaşka ihtiyaçlar taşıyabilir.

Birini “zaten biliyorum” dediğimiz anda onu merak etmeyi bırakırız. Merak bittiğinde karşımızdakini tanıma süreci de yavaşlar, tanıma yavaşladığında ise ilişki derinleşemez. İnsanı geliştiren şey sadece kendine benzeyeni bulması değil, kendinde olmayanı da hayatına katabilmesidir. Çünkü bir ilişki benzerliklerle başlasa da ancak farklılıkları uyumla taşıyabildiğinde olgunlaşır.

Ailede, arkadaşlıkta ve evlilikte de asıl mesele budur. Herkesi aynı sepete koymadan görebilmek, kimin neye ihtiyacı olduğunu fark edebilmek… Bir elmayı şeftali gibi, bir şeftaliyi de elma gibi taşımamaktır. İnsan anlaşıldığını hissettiğinde yumuşar, fark edildiğini hissettiğinde yakınlaşır ve olduğu haliyle görüldüğünde güven duyar.

Belki de iyi ilişkilerin sırrı birbirimize benziyor olmamızda değil, farklılıklarımızı birbirimizi incitmeden taşıyabilmemizde saklıdır.

Loading spinner

6 Responses

  1. İnsanı geliştiren şey sadece kendine benzeyeni bulması değil, kendinde olmayanı da hayatına katabilmesidir.
    Bu hayatı daha anlamlı yaşamak için bu gereklidir..

  2. “Belki de iyi ilişkilerin sırrı birbirimize benziyor olmamızda değil, farklılıklarımızı birbirimizi incitmeden taşıyabilmemizde saklıdır.”

    Tek bir cümle ne kadar çok şey anlatıyor insana 🙂 tekrar tekrar okudum bu cümleyi

  3. Keyifle okuduğum güzel yazılardan birisiydi. Herkese aynı şekilde davranmanın aynı sonucu getirmeyeceğini, kaşımızdaki kişinin birbirinden farklı özelliklere sahip olduğunu anlamamızı sağlayan bir makale olmuş.

  4. Birini zaten biliyorum dediğimizde onu merak etmeyi bırakırız…her ilişkimizi bu bağlamda gözden geçirmek gerek

  5. Çünkü bir ilişki benzerliklerle başlasa da ancak farklılıkları uyumla taşıyabildiğinde olgunlaşır…
    Çok güzel ifade edilmiş.

  6. İnsan insana benzer; ancak detaya indikçe farklılıkları görürsün. Bunu görebilmek için merak etmek, karşıdaki kişiyi anlamaya çalışmak gerekir. İnsan anlamaya çabaladıkça detayın detayınıda öğrenme hakkı bulur. Ve ancak o zaman anlar ve anlaşılır .

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir