Işığı kapattı ve perdeyi sonuna kadar açtı. Tabureyi pencereye iyice yaklaştırdı ve oturup dışarıyı izlemeye başladı. Uzun süre boş düşüncelerle etrafı izledikten sonra nehrin üzerine yansıyan sokak aydınlatmasından gelen ışık, dikkatini çekti. Suyun üzerinde adeta dans eder gibiydi. Nehrin kıvrımlarını uzun uzun inceledi. On yıldır bu evde oturuyordu ve ilk defa nehrin kıvrımlarının bu kadar estetik bir görüntü oluşturduğunu fark etmişti. Bu manzara çok hoşuna gitmiş ve ona bir nebze de olsa kendini iyi hissettirmişti. Saat gece yarısını geçmişti ama uykusu yoktu. Bu sabah duydukları onu derinden sarsmıştı;
‘’Yeter artık benim iyiliğimi düşünme. Beni olduğum gibi kabul etmeyi denemedin bile. Bu senin yaptığın iyilik değil! Her şey kusursuz olsun istiyorsun. İyi olmak başka kusursuz olmak başka. Hata yapmak da hayata dâhil olan bir şey. Mükemmel olduğunda iyi olmuyor insan. Mükemmel de olamaz zaten. Artık beni sürekli düzeltmeyi bırak lütfen!’’
Bu sözler onu çok üzmüştü fakat haklılık payı olabilir miydi?
Derin bir iç çekti ve ‘’Sadece herkesin iyi olmasını istemiştim.’’ dedi
Her şey yerli yerinde olsun; tam saatinde, tam gününde, tam yerinde olsun isterdi. Kurallar ve düzen onun olmazsa olmazıydı. Sürekli her eşyanın yerini, şeklini düzelttiği gibi insanları da düzeltmek isterdi. Konuşmasını, oturuşunu, fikirlerini, davranışlarını… Bunları yaparken iyi bir şey yaptığına o kadar inanıyordu ki bu isteğin onu ne kadar çok yorduğunu ve etrafındaki insanları bunalttığını fark edemiyordu.
Oysa hayatı güzelleştiren şey; bütünün farklı parçaları, kıvrımlardır. Dansın ritmine ayak uydurmak gibi olması gerektiği gibi hareket etmektir. İnsanda kıvrımlı olup, esneyebilmeli. Yöntemler işe yaramadığında, olaylar çıkmaza girdiğinde, farklı bir şeyler denemek insanı kıvrımlı yapar.
Mesela etrafta sürekli düzeltmeye çalışan bir ebeveyn varsa bir çocuk nasıl kendisini iyi hissedebilir. Çocuğun her yaptığı davranış hata gibi gelir. Kendisini hata yapmamak için çabalarken bulur. Sonucunda sürekli kendisini yetersiz görüp her başaramadığında kötü hisseden bir birey haline dönüşür.
Oysa herkesin gerekçesi aynıdır; “Ben senin iyiliğini istiyorum başka niyetim yok.”

Peki, iyi neye denir?
İnsanlar düz ve doğruyu karıştırırlar. Düz iki nokta arasındaki çizgidir. Bir şeyin doğru olması ise onun fayda veren olması demektir. Bir şey güzel olunca insana olumlu keyif verir. Doğru ve güzel şeyler birleştiğinde ise iyiye varır. İnsan kimi zaman doğru olanı yapmayı yeterli zanneder. Davranış doğru olmalı, doğruyu da güzel yapabilmeli.
İnsan kendi davranışlarından, tercihlerinden farklı olanı kendine benzetmeye çalışması değil, farklılığı yönetmesi katkı sağlar. Bunun içinde doğru yerde esneyebilmeli. Hayatının genelinde sadece faydalı olanı veya sadece güzel olanı değil, faydayı doğru bir şekilde aktarınca, kendimize ve çevremize iyi geliriz.
Daha iyi versiyonumuza ulaşmak kendimizi tanımakla başlar…



10 Responses
Başkalarının hayatından rol kapmak hem yorucu hem de sonu hüsran olan bir çaba. Herkesi olduğu gibi kabul edip ona ggüzel örnek olmak daha kolayken üstelik…
İnsan en iyi kendi yaptıkları illüzyonuna girince sürekli etraftaki insanları düzeltmeye çalışıyor, oysa bu yanlış davranışları en çokta kendilerine zarar veriyor.
İnsan diğerinin farklılığını kabullenemeyince onu sürekli değiştirmeye çalışıyor. Bu da hem kendisini hem karşısındakini yoruyor. İlişkiler külfet haline geliyor. Yeri geldiğinde esneklik ve anlayış gösterebilmek ancak farklılıkların nedenlerini bildiği zaman gerçekleşiyor.
Senin iyiliğini düşünüyorum,
Senin iyiliğin için dedim,
O iyi olsun diye yaptım,
İyi niyetli yapılan yanlışlar😐🥲
Ne güzel anlatılmış doğru şeyler 🙂
Herşey bir soruyla başlıyor”Kimim ben?”
Faydayı doğru ve güzel aktarmak gerçekten çok kıymetli. Çok güzel bir yazı emeğinize sağlık
İnsanların iyiliğini isterken önce “iyi” ne demek diye düşünmeliyiz
İyinin tanımını bilmediğinde insanın çoğu kez düştüğü tuzak sadece birini yeterli görmek oluyor. Tanım bildiğinde ise eksik olan tarafını geliştirmek için çabalayabiliyor.
Daha iyi olmak için hem fayda hem güzelliği kararlarımız ve seçimlerimiz barındırmalı. Ancak böyle kıvamlı ve konforlu hayatın tadını alabiliriz.
İyiliğini istiyorum derken bazen iyilik sabretmek onun çabalamasına izin vermektir