Dışarıdan şimşek sesleri geliyordu. Bahar yağmuru hızlı hızlı cama çarpıyordu. Sesleri dinleyen Salih derin düşüncelere dalmıştı. Çocukken bu zamanlarda annesinin eteğine yapıştığı anlar aklına gelivermişti.
‘’Canım annem, nasıl da koruyup kollardı beni’’ diye geçirdi içinden. Şimdi de o sıcak kollara ihtiyaç duyuyordu. Salih’in evliliği zor zamanlardan geçiyordu. Eşi Merve ile sürekli bir tartışma halindeydiler. Uzun süredir aynı evin içinde anlaşamaz olmuşlardı. Bu anlaşmazlıklar ve tartışmalar ev hayatlarını kabusa çevirmişti.
‘’Faturaları neden unuttun?’’,
‘’Çocuğu okuldan kim alacak?’’,
‘’Ev kirasını bu ay kim ödeyecek?’’,
‘’Banyonun patlamış lambası neden 2 haftadır değişmedi?’’,
‘’Su ısıtıcısının fişi yanmış, neden tamir edilmiyor?’’
…
Liste uzayıp gidiyordu. Günlük sıradan rutinler onlar için büyük meselelere dönüşmüştü artık. Merve’nin sitemleri, şikayetleri bir türlü bitmiyordu. Salih ne yaparsa yapsın eşini memnun edemediğini düşünüyordu. Aslında Merve’nin bu isteklerini o da yerine getirmek istiyordu ve çabalıyordu ama hep bir aksilik oluyordu. Ya faturayı unutuyor ya lambayı değiştirirken elektrik tesisatında başka bir arızaya neden oluyordu. Sürekli bir aksilik çıkıveriyordu.
Bekarken yaşadığı evde annesi Aynur Hanım, Salih’ten böyle şeyler istemezdi. Kendisi hallederdi bir şekilde. Yıllardır eşini kaybetmiş olmanın verdiği sorumlulukla evdeki işlerde marifetlenmişti. Bir evin annesi ve babası olmak zordu. Kendi yaşadığı bu zorlukları biricik oğlu yaşasın istemiyor ve babanın eksikliğini ona hissettirmemek için bu tarz işlerini tek başına hallediyordu.
Bir erkeğin evde alması gereken sorumluluklardan habersiz büyümüştü Salih. Evlendiği zaman bunun sonuçlarını yaşamaya başlamıştı. Hayat müşterekti ve Merve de en az kendi kadar Salih’in de ev işleri ve çocuklarla ilgili meselelerde taşın altına elini koymasını istiyordu. Salih ise bir türlü gerektiği gibi yapamıyordu.
Merve’nin çocukları yetiştirmesini izliyordu sessizce. Kızlarına daha 3 yaşındayken kendi yemeğini yemesini öğretmişti Merve. Oğullarına ise daha ilkokuldayken taşıyabileceği kadar market poşetlerini taşıtıyordu. Salih bazen Merve’nin çocuklara fazla yüklendiğini düşünüyor ve Merve fark etmeden çocuklara yardım etmeye çalışıyordu.
Evde bir sistem kurmuştu Merve. Herkese bir iş bölümü yapmıştı. Oğlu, market alışverişlerinde poşetleri taşımada, çöpü çıkarmada ve haftalık ev temizliğinde kendi odasını silip süpürmekle sorumluydu. Kızı ise yemek masasını kurup toplamada ve haftalık ev temizliğinde tüm evin tozunu almakla görevliydi. Salih ise sadece kendi dağınıklığını toplasa yeterdi. Zaten iş yapmaya çok gönlü yoktu. Yapmaya başladığı işi bir süre sonra eline yüzüne bulaştırıyordu. Merve de bu tablo karşısında sinirlerine pek hakim olamıyordu.

Bir gün yine işten geldiğinde oğlunun annesinin arabasındaki market poşetlerini yüklendiğini görmüş ve ona yardım için koşmuştu. Oğlu ise babasına yarı kızgın bir bakışla;
‘’Ne yapıyorsun baba, bu poşetleri taşımak benim sorumluluğum.‘’ Sorumluluğumu yerine getirmemi engelleyerek benim gelişimime engel oluyorsun diye bilmiş bilmiş sitemde bulunmuştu.
Salih, oğlunun bu tepkisi karşısında ne diyeceğini şaşırmıştı. O küçücük yaştaki çocuğun boyundan büyük bu lafları söylemesi Salih’te soğuk duş etkisi yaratmıştı. Kendisindeki eksikliği görmüştü. Daha küçük yaştayken annesinin o yorulmasın ve incinmesin diye ona yaptırmadığı işleri bugün oğlu severek ve bilinçli bir şekilde yapıyordu. Aynı bilinçli davranışları kızında da görüyordu. Yaşıtlarına göre birçok işte ve derste daha başarılı ve istekli olduğunun farkındaydı.
Doğru ve Güzel Yetiştiren Ebeveyn Olabilmek…
Anladı ki bir insanın yetişmesi küçük yaşlarda aldıkları sorumluluklarla ilişkiliydi. ‘’Yapamaz, edemez’’ deyip ya da ‘’aman yazık yorulmasın’’ diye esirgeyip kıyamadığımız yavrularımız vardı. Onlara alması gereken sorumlulukları vermiyorduk ve bu yüzden kazanması gereken birçok beceride geri kalıyorlardı. Bu da ileriki yaşlarda hayatlarını olumsuz etkiliyordu. Zamanında kazanılmayan ve geliştirilmeyen beceriler ileride çok daha fazla uğraşlarla elde ediliyordu.
Her şey zamanında güzeldi. Tohum bile zamanında ekilmediğinde yeşermiyordu. Vakti geçtikten sonra istediğin kadar sula, çapala… Olması gerektiği gibi büyümüyordu veya çok fazla emek vermek gerekiyordu.
Kimi insanlar çocuk yetiştirirken, çocuklarına daha kolaylıkla sorumluluk verebilir. Vermiş olduğu sorumluğun ona fayda getireceğinin farkındadır. Çocuğun o anlar için zorlanması, yorulmasının aslında kazanım olduğunun farkındadır. Kimi insanlar da daha duygusal yaklaşıp, çocuğu yormamak adı altında onların sorumluluklarını ebeveynleri olarak yerine getirir. Keyif almalarına öncelik verir. Ancak iyi bir ebeveyn çocuğuna faydalı olabilmek için sorumluluk veren, bu sorumluğu da güzel bir stille sunabilendir.



12 Responses
Yaşamın her alanında olduğu gibi yetiştirirkende sadece sorumluluk vermek yada sadece keyif vermek “İyi” için yeterli olmuyor.
Çocuklarımıza verdiğimiz her sorumluluk onların gelişmesini ve güçlenmesini sağlıyor.Bizim anne babalarımız bunu çok güzel uyguladılar bilerek ya da bilmeyerek.
Sorumluluk marifetlendiiyor
Yaşadığımız dönemde çocukların bu kadar rahatlıkla, konforla yetiştirilmesi popüler olurken işin gerçeğine deyinip gücü kadar her yaşta çocuğa sorumluluk verip, yetiştiren olmanın ne kadar kıymetli olduğunu anlayabiliriz.
Çok doğru , anneler fedakarlıkla evin tüm iş yükünü kendileri yüklenmeyi karıştırabiliyorlar. Herkesin azda olsa sorumluluk alması aileyi dengeye getirir.
Sorumluluk verilmeden büyüyemiyor insanoğlu. Ne kadar sorumluluk o kadar gelişim. Çocuklarımız çok iyi olsunlar diye onlara hiç bir iş yaptırmaya kıyamadığımızda maalesef öyküdeki karakteri oluşturuyoruz.
Insan kendini tanıyınca doğru zannettiği yanlışlarını da fark ediyor. Teşekkürler
Çocuğu yetiştirmek için bedel ödeyenlerden olabilmek önemli. Çocuğu yetiştirmek yerine sadece büyütmek için bedel ödediğinde, ebeveynler çocuklarını hayat boyu omuzlarında taşımak zorunda kalıyorlar.
Her yaşın kendine ait bir sorumluluğu vardır…
Bezini çöpe atmaktan oyuncaklarını toplamaya, sofraya tuzluğu götürmeye kadar.
Çünkü verilen her küçük sorumluluk, daha güçlü bir bireyin temelini oluşturur.
Biz ebeveynler ise bazen sevgimizden ve iyi niyetimizden dolayı onların yapabileceği şeyleri de üstlenebiliyoruz. 🙂
Ama ne yazık ki bu iyi niyetli davranışlar, uzun vadede çocukların sorumluluk alma becerisini ve hayatın içindeki marifetini zayıflatabiliyor.
Güzel ve ihtiyaç gideren bir yazı olmuş. Bir çok evlilikte gercekten de bu tarz sorunlar yaşanıyor ve aradaki bağı kopma derecesine getirebiliyor maalesef. Aslında bir poşet yaşımayla, toz almayla başlayan bir süreç ama başlamadığında ileride çok ciddi sorunlara sebebiyet verebiliyor. İyilik olsun diye yaptığımız şeylere ne kadar da dikkat etmeliyiz halbuki. Her zannettiğimiz iyilik iyilik olmuyor. Özellikle çocuk yetiştirirken 🙁
Ellerinize sağlık. 🙂
Doğru ve güzel yetiştiren ebeveyn olabilmek yani sevgiyle birlikte beceri kazandırmak önemli 🙌 Kaleminize ve yüreğinize sağlık..✍🏻💐
Kıvamında bir kişilik için en çok ihtiyaç duyduğumuz şey işleri ertelememek, sorumluluk alıp zamanında başlamak ve bunu sürdürebilmektir..🌱⚖️
Kaleminize ve emeklerinize sağlık✍🏻👏