Elinde boşanma evraklarıyla adliyenin karşısındaki parkta oturuyordu.
“Bir seçimdi sadece…” dedi içinden. “Bir seçim, dünyamı yerle bir ediyorsa ona ‘sadece’ diyemem.”
Kulaklarında o klişe cümle çınladı: “Herkes boşanıyor zaten.”
Ne kadar sıradanlaştı bu söz nasıl da normalleştirdik. Çoğunluk boşanıyorsa; ortak bir hata yapılıyor mu diye düşünmedik. Bazı şeyleri sorgulamadan, düşünmeden hızlı kabul ettik. Günün sonunda uyumlanıyor ve anormal olanın normalleştiğine şahit oluyoruz.
Meyveleri toplanmayan bir portakal ağacı gibi. Dallarda ağırlaşan portakalların yere düştüğü gibi evlilikler de bitiyor. Portakalların neden düştüğünü çok az kişi sorguluyor.
Portakal ağaçları da süreçlerine çok güzel başladı. Önce çiçek açtı mis gibi kokuları tüm şehri sardı. Sonra o parlak turuncu renklerine büründüler. İçleri ayrı, dışları ayrı özenle tasarlanmış gibi görünüyorlardı. Uzaktan bakınca yaprakların arasına gizlenmiş birbirine benzeyen yuvarlak meyveler.
Yaklaştıkça farklı detayları fark ediliyordu. Kimi tam yuvarlak, kimi biraz ovaldi. Kimi daha iri, kimi daha küçüktü. Kimi daha koyu kimi daha açık turuncuydu. Her meyvenin tadı, dokusu, kokusu da farklıydı. Tıpkı insanların birbirinden farklı olması gibi.

Peki insan farklılıkları nasıl görür?
İnsanın uzaklaşmak istediği kişide kusur bulması zor değildir. Zihin hemen aradığı gerekçeyi üretir. Yakınlaşmak istediğinde çoğu zaman olumlu tarafları büyütmeyi tercih eder. Gerçeği değil, görmek istediğini görür.
Aslında hayat seçimlerden ibaretti.
Ağaçlara bakarken sorular birer birer zihnine üşüşüyordu. Öfke, yoğun duygular, krizler artık yoktu. Eskilerin dediği gibi yorgan gitmiş, kavga bitmişti. Çoğu insanda olduğu gibi içinden çıkamadığı sorular vardı;
Nasıl oldu da bu kadar hatalı bir seçim yapabildim?
Başta her şey iyiyken ne değişti?
Sorun başından beri var mıydı, yoksa ben mi görmek istemedim?
Başka yönlere gitmek isterken nasıl bir araya geldik?
İnişli çıkışlı bir ilişkinin ardından gelen bir evlilikti onlarınki. Belirgin işaretler vardı ve görülmeyi bekliyordu.
İnsan bazen işaretleri görse de yanlışı seçer. Akıl ve duygu savaşında çoğu zaman duygu galip gelir.
Yoğun istekler kişinin zihnini ele geçirir. Başta “asla olmaz” dediği şeyi vazgeçilmezi haline getirir. Sonra bir gün, en çok istediği şeyden nefret eder duruma düşebilir.
Duygular insanın hayatını anlamlı kılar. Sorun duyguların varlığı değil; yoğunlaşarak düşünceyi susturmasıdır. İşaretleri, detaydaki farklılıkları görmesini engelleyecek kadar artmasıdır.
İnsanı diğer canlılardan ayıran şey düşünebilmesidir.
Mesele “aklını kullan demek” değil seçimlerinin farkında olmaktır.
Hayat büyük kırılmalarla değil verilen küçük kararlarla şekillenir. O küçük seçimlerin toplamı, insanı büyük sonuçlara götürür.
Belki de asıl soru “bugün verilen kararın nereye götürdüğüdür”.
Ve kişinin o yöne gitmek isteyip istemediği.



27 Responses
yanlış seçimler yapmamak için insanın doğru yöntemleri öğrenmeye ihtiyacı var. Karar alırken, şeçim yaparken bizi tuzağa düşüren konular neler? İnsan kendini iyi tanımalı.
Seçimlerimizde bizi tuzağa düşüren konular neler? Yoğun istekler kişinin zihnini ele geçirir. Nerelerde kişi yoğun isteklere tuzağa düşmektedir?
Gerçekten ya…Olmaz dediklerimiz bir süre sonra nasıl vazgeçilmezimiz olabiliyorlar…An daki seçimler çok önemli çoook… Kaleminizde yüreğinize sağlık 💐
Dünkü tepkilerimiz değil miydi bugünkü kararlarımızı belirleyen? O yüzden her anda verilen her tepki çok kıymetli…
Anda verdiğimiz her tepkinin gelecekte yaşayacağımız günlerin birer izdüşümü olduğunu bilmek aslında seçimlerimizin daha bilinçli olmasını sağlıyor.
👍
Hayat dediğimiz şey, zaten seçimlerden oluşmuş bir yol değil midir?
İnsan bu kadar severek, isteyerek mutlu olmak için evlenirken; bu sefer de yine mutlu olmak için, isteyerek boşanabiliyor. İndan, hangi işaretleri acaba göremiyor? Sevgi’nin gözü gerçekten kör mü de; sevgi bitince olumsuzlukları görmeye başlıyor 🤷♀️
İnsan bi anda sevemeyeceği gibi bi anda da nefret eder hale gelmiyor… Sevgiyi azaltan ve zamanla bitiren yerine nefreti oluşturan sebepler ne ki acaba?
Sevgi aslında kör etmez, sadece duygu yoğunluğundan görmek istemediklerimizi erteler.
Sonra … Duygular sakinleşince … İşaretler hep en başından beri orada olduğunu görürüz. 🙃 “Ben bunu nasıl fark etmedim?” deriz hatta. Eeee işte insanın aklı sonradan gelebiliyor bazen. 🥲
Yaptığımız şeyleri bizi nereye götürdüğünü günün koşuşturmasından kaçırabiliyoruz maalesef Bu yazı da bize onun kıymetini gösterdi İnsanın gün içinde durup normal bu diyerek yaptığı seçimlere dikkat etmesi lazım umarım yapabiliriz 🙂
Her büyük problem veya çözüm, o küçümsediğimiz küçük kararlardan, sıradan gözüken basit tepkilerden başlıyor…
Gören gözlerimiz göremez olduğunda zaten geçmiş olsun 🫠 göz görüyorken seçtiklerimizle ilerlemek lazım💖
İnsan duyguları yoğunken gerçeği göremiyor. Yanlış seçim yapmak kötü sonuçlar doğuruyor. Ama yeniden kalkıp devam etmesinide bilmek gerekir.
Ne güzel bir yazı olmuş, kaleminize sağlık. Yanlış olan şeyleri de nasıl normalleştirdik maalesef😞
Ne kadar da kilit bir strateji, “Hayat büyük kırılmalarla değil verilen küçük kararlarla şekillenir. O küçük seçimlerin toplamı, insanı büyük sonuçlara götürür.”Oysa insan hep büyük olmak, büyük seçimler, büyük kararlarla yol alacagini zanneder…
Esas mesele güncel ve günlük doğru kararlar vermekmiş, tesekkür ederimm:))
İnsanın duygularının yoğunlaştığı konularda mantıklı karar vermesi zorlaşıyor. Mantık devre dışı kalıp sadece şelale olmuş yoğun duygularla verilen kararlarda sonrası sürdürülemez bir ilişkiye dönüyor. İstek artınca mantık, fayda yerine duyguyla hareket etmenin getirdiği sonuçlar üzüyor… Kaleminize sağlık insan neden işaretleri göremez, neden yanlış seçimler yapar konusuna çok güzel bir cevap olmuş.
Hayat seçimlerden ibaret ve insanın hatalı seçimler yapmamak için doğru yöntemleri öğrenmesi gerekiyor…
o zaman düşünememiş olabilir, irdeleyememiş olabilir ve sonuncunda boşanma yaşanmış olabilir. Yeter ki bir sonraki seçimlerini bu deneyimleri ile yapabilsin; hataları tekrarlamasın. Geri dönüp baktığında o zaman görülemeyen işaretler görünür olduysa ders çıkarıp yola devam etme seçeneğimi kullanmak isterim. Hayıflanıp şikayet edip kendime acımak yerine.
İnsanlar anlaşabildikleri konularda bağ kurmaya başlar. Anlaşamadıkları konularda ise bir çoğunun düşüncesi şu olur; “Zamanla değişir…”
Peki bu düşünceyi soruya çevirip ona sormayı denesek acaba yanıtı nasıl olurdu?
İşte bugünkü asıl meseleler ve sorunların insanlar karşındaki tanımaması…..
Aslında tanısa hayat konforlu olurdu. Ayrıca seçim yaparken de nasıl ve neye göre yaptığını de rahat görürdü……
Peki asıl mesele burada seçim yapmak ve insanı tanımak. Cidden bilmek kadarda rahat olur insan. Ayrıca neyi biz normal görüp görmediğimizi görebilmek…… Yanlış seçimleri yaparken bile bile mı yapar insan dersin duygularını kontrol etmeyince……
Peki nasıl seçim yapılır ve nasıl duygularımızı kontrol ederiz?……
Kaleminize sağlık.
Düşündürücü bir yazı kaleminize sağlık.
İnsanları tanımamak çok basit olan soruları düğüm haline getiriyor… oysa bunları bilmek, aile içinde dinamiği güçlendirir, anlaşılır hale getirir.
“Mesele “aklını kullan demek” değil seçimlerinin farkında olmaktır.”
İnsan ancak bugünkü seçimlerinin farkında olabildiğinde yarınını daha doğru dizayn edebiliyor. İşte o yüzden içinde bulunduğu an çok kıymetli🌸
Mesele duygularımiz değil, duygularımızı yönetmeyi bilemeyişimiz. Ama seçim yapmadan önce biriktirdiğimiz küçük görünen ama bizi duygu yogunluguna sürükleyen olaylari ve soruları tekrar düşünebilseydik, elbette başka cevaplar verirdik. O zaman duygular bu kadar yogun gelirken aklı nasıl devreye sokacagımizi bilmeye ihtiyacimiz var.
İnsan seçimlerini nasıl yaptığını bilirse iyiyi güzeli seçebilen oluyor.
İnsan duygularına kapılıp çok yanlış kararlar verebiliyor.Sonra da en değerli şeyi zamanını kaybediyor.Kaleminize sağlık ☘️
“Yazınızı okurken gerçekten kendimi birçok yerde yakaladım. Özellikle aile içindeki küçük gibi görünen ama aslında çok şey ifade eden detaylara değinmeniz çok etkileyiciydi. Bazen en yakınlarımızla bile ne kadar yüzeysel kaldığımızı fark ettim okurken. Anlatımınız hem çok samimi hem de düşündürücü olmuş. Böyle yazılar insana durup kendi hayatına bakma fırsatı veriyor.”