İKİZ OLMALARINA RAĞMEN  

Soğuk bir kış günüydü. İkindiye eğilen güneş, gökyüzünde usulca yol alıyordu. Evin içinde ise sessiz bir telaş vardı. Nermin mutfakta bir yandan yemek hazırlıyor, bir yandan da kapıdan gelecek sesi bekliyordu; ikizlerin dönüşü yakındı.

Okul servisinden iner inmez Gülbin merdivenleri koşarak çıktı ve zile bastı. İkiz kardeşi Mehtap ise ağır adımlarla arkasından geliyordu.

Nermin kapıyı açar açmaz Gülbin anlatmaya başladı: “Anne, bugün ne oldu biliyor musun? Beden Eğitimi dersinde yarışma yaptık ve ben birinci oldum!”

Nermin gülümseyerek, “Aferin kızıma.” dedi.

Mehtap ise başı önde, sessizce ayakkabılarını çıkardı ve odasına geçti. Nermin durumu hemen anlamıştı. Mehtap’ın peşinden gidip, “Senin günün nasıl geçti, kızım?” diye sordu.

Mehtap mahzun bir edayla, “İyi.” diyebildi.

Nermin, ortamı yumuşatmak istercesine, “Ne güzel.” diyerek gülümsedi.

Anlaşılan Mehtap, yarışmada derece yapamadığı için üzgündü. İkiz olmalarına rağmen iki kardeş birbirinden oldukça farklıydı. Gülbin konuşmayı seven, başına gelen her olayı anında anlatabilen bir çocuktu. Mehtap ise bunun tam tersiydi; az konuşur, yaşadıklarını bazen haftalar sonra paylaşmayı tercih ederdi.

Biri hızlı, hareketli ve oldukça sosyaldi; tabii bir o kadar da dağınıktı. Diğeri ise yavaş, sakin ama son derece düzenliydi. Aynı odayı paylaşıyorlardı ve bu farklılık, odanın her köşesinde kendini belli ediyordu.

Gülbin’in komodininin üzeri karmakarışıkken Mehtap’ınki gayet düzenliydi. Gülbin, o karışıklığın içinde kendine göre bir düzen oluşturabiliyorken Mehtap, düzeninin bozulmasını hayal bile edemezdi. Biri bu dağınıklıktan keyif alırken, diğeri için bu durum oldukça rahatsız ediciydi.

Mehtap yatağını toplamadan okula gitmezken Gülbin, yatak toplamayı gereksiz bulur; kıyafetlerini çoğu zaman çıkardığı yerde bırakırdı.

Mehtap’ın odasındaki düzen, hayatına da aynı titizlikle yansırdı. Ders çalışma saatleri, arkadaşlarıyla buluşacağı zamanlar hep önceden planlıydı. Gülbin ise daha esnek, anlık planlara kolayca uyum sağlayabilen bir yapıya sahipti.

Nermin ikisinin de hem olumlu hem olumsuz, hem güçlü hem zor yanlarının olduğunu görebiliyordu. Fakat bu kadar farklı olmalarının nedenini bir türlü çözemiyordu. Aynı evde büyüyen iki çocuğun hayata bu denli farklı yaklaşmasının sebebi, onu zaman zaman düşündürüyordu.

Her insan kendine özgü, başkasına benzemeyen özelliklerle dünyaya gelir. İnsanı başkalarından farklı kılan doğuştan getirdiği yönlerdir; onu asıl şekillendiren ise zamanla öğrendikleri ve bu özelliklerin üzerine kattıklarıdır.

Bir kuşun uçabilmesi için iki kanada, bir kayığın rahatça ilerleyebilmesi için iki küreğe ihtiyacı vardır. Tek kanatla ya da tek kürekle ancak aynı yerde dönülür. İşte insan da hayatta yol alabilmek için doğuştan getirdiklerini zamanla kazandıklarıyla dengelemeye ihtiyaç duyar. Bu denge kurulduğunda ilerlemek mümkün olur.

Peki insan, sahip olduğu ve üzerine kattığı bu özelliklerle hayatta nasıl yol alır?

İnsanın dününe göre daha iyi olabilmesi için elindeki özellikleri geliştirmesi gerekir. Bu gelişim ise ancak kendisinden farklı olanla uyum içinde yürümekle olur. Tıpkı Gülbin ile Mehtap’ta olduğu gibi…

Hayata hepimiz cebimiz dolu geliriz; farklı özelliklerle, farklı eğilimlerle… Asıl mesele, bu özelliklerin üzerine zamanla neler ekleyebildiğimizde…

Gülbin Mehtap’tan sakinliği ve düzeni öğrendikçe, Mehtap da Gülbin’den cesareti ve esnekliği aldıkça hayatın içinde daha uyumlu ve dengeli yürüyebileceklerdi. 

Nermin, kızlarını nasıl dengeye getireceği konusunda düşünüyordu. Birinin yapabildiğini, diğeri yapamıyordu. Aslında birbirlerini çok güzel tamamlıyorlardı. Birbirlerinden öğrenebilecekleri çok şey vardı. Tıpkı Nermin’in kızlarından öğreneceği çok şeyin olduğu gibi… 

Hayatın içinde bizler de farklı farklı insanlarla birlikte oluyoruz. Birbirimizden bir şeyler öğrenebiliyor muyuz? Birbirimizden bir şeyler öğrenmekte bize engel olan şeyler neler olabilir?

Loading spinner

15 Responses

  1. İnsan kendindekileri doğru fark edebilse, başkalarından neler öğrenebileceğine daha iyi karar verebilir. İş önce kendini iyi tanımaktan geçiyor sanki…

  2. Beş kardeşiz hepimiz birbirinden farklı zıt özelliklere sahip. Dağınık olan hangimiz acaba🫢
    Önemli olan dağınık yada toplu olmak değildi tabi önemli olan karşımdakinden kendime zıt olanı katıp dengeye gelebiliyor muyum🌸

  3. İnsan neden bu insanlar benim yanımda, hayat aslında bana burada ne anlatmak istiyor diye sorsa cevapları da yanı başında😊

  4. Farklılıkların çatışma değil denge kurma fırsatı olduğunu çok sade ve etkili bir şekilde anlatan güzel bir yazı. 👏🏻

  5. En zoru da farklı olduğunu kabul etmek sanırım. Çünkü farkı kabul ettiğinde zihin daha çok rahatlıyor.

  6. hayat bizleri bir ailede, bir iş yerinde ya da başka bir yerde bir araya getiriyor. Öğrenmemiz için…. yeter ki bu farklılıkların farkında olabilelim, farklılıkları kabul edebilelim ve öğrenmeye açık olalım. O zaman kendimize değer katmaya başlarız.

  7. Sağ gözümüz, kulağımız bile soldakilerden farklı; hiç bir şey eşit yaratılmamış. Farklılıkları yönetebilirsek hayatı yönetebiliriz.

  8. Çevremizden de anlaşılacağı üzere, aynı tarihte doğmak o insanın özelliklerini anlamak için yeterli değil, ikizler genelde bambaşka dünyalar oluyor. Farkındalık için teşekkürler

  9. Cebimde ne var ne yok bunu anlamak ona göre alışveriş yapmak hayattaki birçok sorunu ortadan kaldırıyor.

  10. O zaman en yakinlarımızın iyi yaptıkları şeyleri biz de gözlemleyip modelleyebiliriz. Tıpkı Gülbin ve Mehtapta olduğu gibi. Neden ben böyle değilim demek yerine, nasıl diye sorduğumuźda, belki de cevap çok yakındadır:)

  11. İnsanın gelişebilmesi için kendisinden farklı olana ihtiyacı var. Ve farklı olan hep yanı başında oluyor ☺️💐

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir