CESARETLE KİM KİMDİR? OYUNU

Melisa sabah gözlerini açtığında mutfaktan gelen mis gibi koku, yüzüne hafif bir gülümseme kondurdu. Yataktan kalkıp pencereye yöneldi. Dışarıda yağmur çiseliyordu. Camı açtı, gözlerini kapatıp yağmurun kokusunu içine çekti. Oh! dedi içinden. Gün, güzel başlayacak gibiydi.

Ama bu huzur uzun sürmedi. Mutfaktan yükselen sesler dikkatini çekti. Annesiyle babası, alçak ama iğneleyici cümlelerle birbirlerine dokunuyordu. Ne tam bir kavga, ne de sessiz bir anlaşma… Melisa bu tonu iyi tanıyordu. Ardından kardeşinin sesi eklendi, okula gitmek istemiyordu. “Beş dakika daha” diyerek annesini oyalıyordu. Bunlara ablası ve abisinin tuvalet sırası yüzünden tartışması eklendi.

Melisa olduğu yerde durdu. “Bu ne biçim aile böyle?” Diye geçirdi içinden. Dizilerde hiç böyle olmuyordu. Oysa bu evde herkes aynı çatı altında ama bambaşka mizaçlarla yaşıyordu.

Aynı ailede olsak da hepimiz birbirimizden farklıydık… Abim çok hızlıydı, ablam ise tam zıttı, çok yavaş. Ben anneme benziyordum, ikimiz de sohbet etmekten çok hoşlanıyorduk.

Ablam ile odamız ortaktı ama ayrı dünyalarda yaşıyor gibiydik. O anneme hiç benzemiyordu. Pek konuşmaz, kendi halinde sessiz sakin takılırdı. Ben ona yaşadığım şeyleri heyecanla anlatırken, onun tepkisi iki kelimelik cümleleri geçmiyordu.

Melisa derin bir nefes aldı. Koridordan yükselen sesler birbirine karışırken, o bir anlığına kendi iç sesine sığındı. Aslında herkesin bu kadar farklı oluşu onu hem şaşırtıyor hem de yoruyordu. Aynı sofraya oturuyor, aynı çatı altında uyuyor, ama bambaşka ritimlerde yaşıyorlardı. Sanki her biri başka bir şarkının içindeydi.

Onca koşturma ve konuşmanın arasından sıyrılıp annesi sonunda Melisa’nın odasına gelmişti.

– Ah benim güzel kızım, annesinin tatlı kuzusu, uyanmış da… Hadi kızım kardeşin Ahmet yataktan çıkmıyor. Bir sen anlıyorsun onun dilinden, çağır da kahvaltı yapalım birlikte… Okula geç kalacak biraz daha yatarsa…

– Bebeğim bir şey mi oldu? Hem gülümsüyorsun hem düşüncelisin?

– Bir şey yok annecim, öyle dalmışım… Şimdi bizim ufaklığı alıp mutfağa getiriyorum.

Yataktan kalktı ve kardeşinin odasına yöneldi. Hemen yan odaydı gideceği yer. Ama o kısacık yürüyüşte aklından bir sürü muzip fikir geçti. Yüksek bir enerji ve şirinlikle odaya girdi.

 Güüüüünaaydıııın benim canım kardeşim, Ahmetişkom… Ne müthiş bir gün değil mi? Hadi uyanma vakti… Hem var ya öyle harika bir fikrim var ki, çok eğleneceğiz. Hadi uyan, yataktan çıkma vakti…

Bu enerji ve eğlenceye kayıtsız kalamayan küçük kardeşi yataktan fırladı.

 Ne? Ne yapıyoruz? Gezmeye mi gideceğiz? Abla söylesene…

– Dur sabırsızlanma hemen… Mutfağa gidelim, kahvaltımızı yaparken konuşuruz.

– Hadi hemen gidelim.

Sonunda tüm ev halkı kahvaltı için mutfakta toplanmıştı. Çaylar koyulmuş, tabaklara vuran çatal bıçak seslerinin arasında Ahmet heyecanlı heyecanlı ablasına yöneldi.

– Abla hadi söylesene müthiş fikrini…

– Aaa.. Şey… Peki… Annecim, babacım ve sevgili kardeşlerim… Bir süredir düşünüyorum da, hepimiz birbirimizden ne kadar farklıyız, değil mi? Kardeş olmamıza, sizler bizim anne babamız olmanıza rağmen… Zaman zaman birbirimize gıcık oluyoruz, zaman zaman da birbirimizin bazı özelliklerini beğenip takdir ediyoruz. Sanki avantajlı ve dezavantajlı yanlarımız var gibi… Acaba birbirimizde sevdiğimiz ve sevmediğimiz ya da bizi rahatsız eden özellikleri gün içinde düşünsek ve yazsak… Akşam yemekten sonra bunlar üzerine konuşsak nasıl olur?

Ahmet heyecanla:

-Ablacımmm harika bir fikir!

Bunu bir oyuna çevirip olumlu ve geliştirmesi gereken kısımları isim söylemeden de yapabiliriz hem… Herkes tahmin etmiş olur kimi anlattığımızı…

Annesi de katıldı;

– Bence sadece özellikleri yazmakla da kalmayalım. Herkes o ay geliştirmesi gereken özelliği ile ilgili cesaret edip adımlar atsın. Ay sonunda kim daha çok kendini geliştirdiyse diğerleri birleşip ona hoşlanacağı bir hediye alsın.

 Ablası konuşmasa da kafası ile bu fikri onayladı. Babanın da hoşuna gitmişti bu durum.

– O halde akşam 20:00 de salonumuzda “Cesaretle Kim Kimdir?” Oyunumuzun ilk etabı başlıyor. Haydi, geç kalmadan herkes öğrenmeye!

Loading spinner

8 Responses

  1. En kaliteli değişim, insanın kendini geliştirmesi ile başlar ama insanların pek azı gelişime açıktır… aydınlatıcı bir içerik olmuş. Teşekkürler

  2. İnsan cesaretle ve samimiyetle birinin hayatında var olmak istediğinde aynı Melisa gibi onu tanımaya çalışıyor.
    O kişi için onunla onuda kırmadan incitmeden nasıl ilişkilerini toparlamak ister çözüm arar. ne kıymetli bir şey..

  3. Bu oyuna bayıldım. İnsan geliştirmesi gereken yönlerini keşfettiğinde bile büyük bir adım atmış oluyor.

  4. İnsanların bu kadar yakın ilişki kurdukları aynı aile içinde birbirlerinden çok farklı olmaları…
    Hayatın bizden bir şeyler bekliyor olabilir mi? 🙂

  5. Samimiyet ve cesaret bir araya gelince birçok problem çözülebiliyor aslında. Çok güzel bir anlatım olmuş kaleminize emeğinize yüreğinize sağlık💐

  6. İnsan, farklılıkları problem olarak görmekten çıktığında gelişmeye başlıyor. Tabii bunun için önce zihnin o farklılıkları tanımlayabilmesi gerekiyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir