Zeynep’in sınavları yaklaşmıştı. Baharın güzelliği ders çalışmayı zorlaştırıyordu. Üstelik bilgisayarda ilgilenmesi gereken dosyalar da vardı. Çantasını hazırlarken “Keşke bahçe mobilyalarına da priz bağlasalar.” diye söylendi. Dışarda çalışmak istiyordu fakat bahçe mobilyaları buna engeldi. Daha sessiz olacağını düşündüğü okul kafesine gitti. Bulduğu en kuytu masaya yerleşti.
Konsantre olmuş ders çalışırken bir kahkaha sesiyle irkildi. Bir arkadaş grubu yüksek sesle eğlenerek içeriye girmişti. Onları uyarmak için döndü. Gruptaki Hasan o söylemeden tavrını fark edip özür diledi. Grup ortadaki büyük masaya geçmişti. Onlar da ödev yapıyor olmalarına rağmen fazla ses çıkarıyor, gülüyorlardı. Zeynep neden ödev yaparken bu kadar gürültülü olduklarını çözemedi. Grup olarak ders çalışmak Zeynep’in kaçtığı, onu yoran bir şeydi. Onun için, mecbur kalmadıkça başkasıyla ders çalışması mümkün değildi.

Zeynep ara ara sessiz olmaları için uyarmıştı. Bir süre sonra dayanamayıp mekan değiştirmişti. Bilgisayar gerektirmeyen işlerini bahçede yaptı. Bulduğu bank sesleri yutuyor gibiydi. Buradan çevredeki diğer insanları izlemekten keyif alıyordu. Hasan, bu durumu fark etmiş ve onunla tanışmak istemişti. Zeynep ise bu tanışmaya pek sıcak bakmıyordu.
Hasan, kalabalık bir ailede büyümüştü. Kalabalık ortamları her zaman çok sevmişti. Okulun henüz ilk haftasında üç farklı kulübe katılmıştı. Yaptığı işleri sevdikleriyle yapmayı, eğlenerek yapmayı önemserdi. Yanlış ya da eksik olsa bile birlikte yapmış olmak yeterliydi. Zeynep’in tam zıttı gibiydi.
Zeynep otururken Hasan onunla iletişim kurmak için bir şeyler söyledi. Çevresinden de hep böyle görmüştü. “Keyifli çalışmalar.” dedi ve giderken vazgeçip geri döndü tekrar yanına geldi, “Seni çok rahatsız ettik sanırım. Kusura bakma. Bu arada ben Hasan. Sen de bize katılmak ister misin? ” diye sordu.
Zeynep onunla böyle konuşulmasına alışık değildi. Nasıl bu kadar hızlı “sen” diye hitap edebildiğine hayret ediyordu. İçinden; “Ne değişik! Hep beni buluyor bu tipler.“ diye geçirdi.
Gerçekten de Zeynep son zamanlarda Hasan’ı andıran kişilerle çok kez karşılaşmıştı. Trafikte, “Yolu mu ipotekledin abla?” veya kasa sırasında “Canım şunu bir tutar mısın?” diyen tanımadığı bayan gibi.
Sürekli gittiği kursa yeni kayıt olan kız da böyleydi. İsminin Defne olduğunu söylemiş ve hemen masaya dahil olmuştu. Sanki uzun zamandır birbirleri ile tanışıyorlarmış gibi sohbet edebiliyordu.
Bu tarz insanlar diğer insanlarla samimi konuşuyor, hemen birileriyle arkadaş olabiliyorlardı. Zeynep ise hiç alışkın değildi. Birileri ile yakın arkadaş olması yıllar sürebilirdi.
İnsan insandan çok şey öğrenir
Zeynep “Şu koskoca dünyada nasıl aynı tarzda anlamadığım insanlar beni buluyor?” diye yakındı.
Sonra tabi ki o gün proje için Hasan ile eşleşmek zorunda kaldı. Beraber oturuyor, düşünüyorlardı. Proje yoğunluğundan yemeklerini bile beraber yiyorlardı. Günlerce projeye çalışmaya devam ettiler.
Bir gün Hasan elinde poşetlerle çalışma alanına geldi. Zeynep şaşırdı.
– Ne bu poşetler?
– Kız kardeşlerime hediye aldım. Bayram geliyor sevinsinler.
– Sen? Kız kardeş?
Zeynep çok şaşırmıştı. Onu hiç kız kardeşlerine hediye alacak birisi olarak düşünmemişti.
Zamanla Zeynep, Hasan’ın kardeşlerini gözettiğini öğrendi. Onlara iyi davranan birisiydi. Sürekli onlara yardım ederdi. Annesi o kadar çocukla uğraşırken Hasan ev işi bile yapıyordu. Çamaşır, bulaşık, çocuk ödevi… Arkadaşlıkları ilerledikçe onun ne kadar sıcak, özverili bir insan olduğunu anlamıştı.
İki farklı bölgede yetişmiş iki farklı insandılar. Dışarıdan baktığında birbirinden çok uzak iki kültür gibi. Bir araya gelmeleri, anlaşmaları imkansız gibi görünüyordu. Oysa insanın birbirinden öğreneceği ne çok şey vardı.
İnsanlar bilmediği şeyden rahatsız olabilirler. Tanıdıktan sonra birbirlerine ne kadar iyi geldiklerini fark ederler. Uzaktayken görünen farklılıklar itici gibi gelir. Daha yakından tanışmaya başladığında ise, birbirlerinin ihtiyacı, şifası olduklarını farkederler. Anahtar kilit misali birinin eksiği diğer insandadır. Ve bizler ancak bir araya gelince tamamlanıp, mutlu olabiliriz.


