Mehmet Bey son derece disiplinli, kuralcı, işinde başarılı ve dakik biriydi. Her işini önceden planlar, bu nedenle de hatayı kolay kolay kabul etmezdi. Planlı ve disiplinli oluşu hayatının her alanında kendini gösterirdi. Sabah yediden akşam yediye kadar çalışırdı. Eve geldiğinde ise akşam yemeğinin hazır olmasını beklerdi. Günlük rutinleri vardı. Bu düzenin ev halkı veya başka biri yüzünden aksamasından hiç hoşlanmazdı.
Mehmet Bey’in oğlu Selim ise lise son sınıf öğrencisiydi. Babasının aksine, rahat, kuralları sevmeyen ve esnek bir karaktere sahipti. Üniversite sınavlarına hazırlandığı bu dönemde matematikte babasından yardım istemişti.
Mehmet Bey oğlunun bu isteğini kabul etti. Her zamanki gibi işe önce ders saatlerini planlayarak başladı. Selim bu kadar planlı ilerlemeyi tuhaf buluyordu. Babası ders saatinde tam vaktinde masaya oturur ve Selim’i beklerdi. Selim ise çoğu zaman vaktinde gelemezdi. Bu durum ikisi arasında küçük gerilimlere neden oluyordu. Selim, babasının kendisini bu kadar sıkmasından hoşnut değildi. Mehmet Bey de oğlunun bu rahat tavırlarından rahatsız oluyordu. Selim her seferinde “Yaa, ne var ki bu kadar sorun edecek? Altı üstü yarım saat geç kaldım. Geldim ya işte…” diye söylenirdi.
Bir gün Selim babasını şaşırttı. Ders çalışacakları gün eve tam vaktinde geldi. Geldiğinde nefes nefeseydi, koşa koşa geldiği için kan ter içinde kalmıştı. Eve girer girmez babasının yanına gitti. Mehmet Bey, her zamanki gibi ders çalıştıkları masadaydı. Önünde o akşam çalışacakları konuya ait kaynaklar, renk renk kalemler vardı. Selim’i bu hâlde görünce şaşkınlıkla baktı. Selim ise nefes nefese olmasına rağmen tebessümle selam verdi. “Babacım, selamlar… Vaktinde geldim, değil mi?” Mehmet Bey, “Öyle oldu sanki. Hayırdır, erkencisin bu akşam?”
Selim, babasının sözlerine muzip bir gülümsemeyle karşılık verdi. Elini saçlarına götürüp kaşıyarak, “Zaten böyle olması gerekiyormuş babacım.” dedi.
Mehmet Bey bu sözlerden pek bir anlam çıkaramamıştı. Bir yandan Selim’in tavrını düşünürken, diğer yandan “Hadi hadi… Elini yüzünü yıka da bir an önce başlayalım.” dedi.
Ders Mehmet Bey’in planladığı şekilde ilerledi. Ancak onun aklında hâlâ tek bir soru vardı: “Zaten böyle olması gerekiyormuş.” ne demekti? Dayanamadı ve Selim’e sordu “Oğlum, böyle olması gerekiyormuş derken ne demek istedin?” Selim heyecanla ve gülümseyerek anlatmaya başladı. “Evet babacım, gerçekten böyle olması gerekiyormuş. Arkadaşım Burak’ı bilirsin; onun abisi anlattı. Babacım, bizim zaman zaman yaşadığımız gerginlikler tesadüf değilmiş.”
Mehmet Bey, “Nasıl yani?” Selim, “Hayatta tesadüf diye bir şey yokmuş baba. İnsanların ihtiyacı olan şeyler ve kişiler, tam da zamanı geldiğinde karşılarına çıkarmış.”
Bu sözler üzerine Selim duraksadı ve devam etti. “Sonra aklıma sen geldin baba. Biz çok farklıyız. Sen çok planlı ve programlısın, ben ise daha dağınık ve daha esnek olabiliyorum. Sen benim bu hâlimden hep şikâyet ettin. Ben de senin düzen konusundaki katı tutumundan şikâyet ettim.” Mehmet Bey, “Doğru oğlum ama bu kadar dağınıklık ve plansızlık iyi bir şey değil ki!” dedi. Selim, “İşte tam da bu baba! Koşa koşa eve gelmemin sebebi bu. Sen benim ilacımsın. Matematik sensiz olmaz aslan babam! Senden öğrenmem gereken şeyler var. Planı ve disiplini hayatıma katmak… Bu yönümü geliştirirsem hayatımda daha iyi bir noktaya gelebileceğimi fark ettim. Bunu düşünmek bile bana çok iyi geldi.”
Mehmet Bey derin bir nefes aldı, gözlerinde hem şaşkınlık hem de gurur vardı. “Bu söylediklerin beni çok şaşırttı oğlum. Burak’ın abisiyle beni de tanıştırır mısın?”
Selim, babasına sevgiyle baktı. Aynı çatı altında, birbirinden çok farklı iki insan olduklarını ama aslında birbirlerinin eksiklerini tamamladıklarını ilk kez bu kadar net fark edebilmişti. Belki de asıl öğrenilmesi gereken ders, matematikten çok daha fazlasıydı.



17 Responses
“İnsanların ihtiyacı olan şeyler ve kişiler, tam da zamanı geldiğinde karşılarına çıkarmış.”
Çünkü hayat insana karşı değil, insanın yanındaymış…
“İnsanların ihtiyacı olan şeyler ve kişiler, tam da zamanı geldiğinde karşılarına çıkarmış.”
Çünkü hayat insana karşı değil, yanındaymış.
Çok anlamlı bir yazı olmuş. 👏🏻
Aynı evde yaşayan insanlar bile farklı ihtiyaçlarla, farklı alışkanlıklarla hareket edebiliyor. Bazen bizi en çok zorlayan kişi, aslında bize en çok şey öğreten kişi oluyor.
Farklılıkları problem değil, tamamlayıcı olarak görebildiğimizde ilişkiler de değişiyor.
Hayatta matematikten çook daha önemli şeyler olduğunu insan anlıyor ama bunu ne kadar erken anlayabilirsek o kadar güzel olur 😊
Başı güzel olan bazı ilişkiler neden sonra neden değişir? İnsanın ilgisini farklı olan çeker. İlgisini çekene doğru da yönelir. Bazen ilk başta bu farklılık hoşuna da gider. Ama ne zaman insan kendi alanında ihlal olduğunu düşünürse ya da istemediği bir şeyi kabul etmesi beklendiğinde farklılıklar ilgisini çekmeyi bırakır ve artık başta ilgisini çeken farklılıklar zor gelmeye başlar. Zor gelmeler başlayınca çatışmalar da başlar. Görünmeyeni görmek sonrasını da görebilmek demektir.
Puzzle gibi; ihtiyaç olan yerde bir başkası o parçayı tamamlıyor.
Ogrenmemiz gereken ne çok şey var 🙂 Selimin fark ettiği gibi fark etmek lazım…
İlişkilerin dengede yaşanması güzel olan. 👍🏼
Okurken yazı aktı, yüzümde bi gülümseme oluştu😊
Bu bakış açısıyla gelişmek için olumlu tarafından bakılması keyif verdi😊
Teşekkürler💐
Kaleminize sağlık 🌹
İnsan hayatlarında karşılaştıkları olayları ve kişileri tesadüf olarak değerlendirdiğinde olayları kaçırabiliyor.
Mesele bize o olay ve kişiden fayda verecek olan şey ne ? Bunu bilebilmek önemli.
Farklılık lehimizeymiş aslında, bu çok kıymetli. Birbirimizin farklılığı ile gelişiyoruz, öğreniyoruz. Farklılık bize katma değer katıyor.
İnsan olaylara doğru bakabilmeyi öğrendiğinde, dün rahatsız olduğu durumların bugün kendisini geliştirebildiği deneyimlere dönüştüğünü fark ediyor.
Hayat dengeleyicidir:) Hep denge ister:)
Eksiklikler birbirimizde tamamlamamız gereken şeylermiş.. Bunu farkedebilmek ne büyük rahatlık 😇
Kaleminize sağlık 🌸
Verilen mesaj çok güzel ☺️❤️💐 Yüreğinize sağlık ☘️
İşte şu rahatlık ne kıymetli 🥰
Elinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş 💐