“Evet!”
Her şey, düşünmeden söylenen o “Evet!” kelimesiyle başlamıştı.
Melek, Mehmet’i çok seviyordu ve gözü ondan başkasını görmüyordu. Halbuki tanışalı sadece 6 ay olmuştu ama sanki yıllardır tanışıyorlarmış gibi hissediyorlardı.
Melek evin yaramaz çocuğu gibiydi. Hayal kurmayı seven, uyumlu ve herkesin yardımına koşan biriydi. 29 yaşına gelene kadar kariyeri için büyük çaba harcamıştı. Hayatı mücadelelerle geçmişti ve nihayet kariyerinde hedeflediği noktaya ulaşmıştı. Uluslararası bir firmada eğitim müdürü olarak işe başlamıştı. Sırada diğer hedefi için adım atmak vardı. İyi bir evliliği olsun istiyordu ve Mehmet tam da hayallerindeki kişiydi.
Mehmet uluslararası bir firmada yönetici olarak çalışıyordu. Bu sene firmanın İstanbul ofisine geçiş yapmıştı. Çok disiplinli ve planlı biriydi. İşlerinin yoğunluğundan evlilik teklifi, aile tanışmalarını programlamak zor olmuştu. Melek ile doğru düzgün konuşamıyorlardı bile. Buluştuğu günlerde de hep bir koşuşturma yaşanıyor, bir şeyleri yetiştirmeye çalışıyorlardı. Bu nedenle Mehmet evlilik öncesi Melek’le ciddi bir konuşma yapmak istemişti.
“Melek ben uluslararası bir kariyere sahibim. Mısır, Lübnan gibi ülkelerde çalıştım ve şimdi de Türkiye’deyim. 3 yıl sonra başka bir ülkeye gitmem gerekebilir ve bu taşınmamızı gerektirir. Sen benimle bu şekilde bir hayata ‘Evet’ diyor musun? Senin de bir kariyerin var ve gideceğimiz yerlerde istediğin iş ortamını bulamayabilirsin. Bu sebeple mutsuz olmanı istemem. Buna hazır mısın?”
Melek söylenenleri duydu ama heyecanından ne kadar anladığı belirsizdi. O anda sadece “Evet” demek istiyordu.
Keşke ilk söylenenler, söylendiği anda anlaşılmış olsaydı…
İnsan istekleri olan bir canlıdır ve hayat insana her zaman seçenekler sunar. Farkında olmasa da insanlar hayatlarında seçim yaparken seçenekler arasında zorlanır.
Bazen duygularıyla bazen de mantıklarına göre karar verir.
Melek duygularıyla karar vermeyi seçmişti. Aradan aylar geçti. İlk zamanlar evliliklerinde her şey masal gibiydi. Doğup büyüdükleri şehirde, birlikte kurdukları düzen içinde akşam kahveleri içip gelecek hayalleri kuruyorlardı. Melek sevdiği adamla aynı sabaha uyanmanın mutluluğunu yaşıyordu. Ancak bir yandan da ilk günün heyecanıyla görmezden geldiği gerçeklerin ağırlığını hissetmeye başlamıştı.
Mehmet’in beklediği o büyük gün geldi. Katar ofisinden gelen onay mailini gösterirken gözlerinde hem büyük bir sevinç hem de kararlılık vardı.
“Zamanı geldi Melek” dedi.
O anda Melek’in kulaklarında üç yıl önceki o “Evet!” sesi yankılandı. Melek üzgün ve şaşkındı. Yeni bir süreç onu bekliyordu ve düşünmeye başladı. Mehmet yapısı gereği korumacı bir tavırla ailenin geleceğini planlamış, tüm imkânlarını yuvayı ayakta tutmak için seferber etmişti. O, ailenin hayatın genelinin kalkanı olmayı görev edinmişti.
Melek birkaç gün boyunca kendisini nelerin beklediğini düşündü. Kazandığı başarıların tek başına anlam ifade etmediğini fark etti ve bir karar verdi. Bu durumu çatışmayla değil sevgi ve saygıyla çözebileceğini anladı. Onun için bu köklü değişiklik çok zorlayıcı olacaktı.

Ertesi sabah sakinleşmiş ve rahatlamış olarak uyandı. Melek Mehmet’in yanına gidip elini tuttu ve şunları söyledi:
“Mehmet sen yuvamızın kalkanı oldun. Bizim için çok mücadele ettin. Tüm imkânlarını ve gücünü bugüne kadar yuvamıza merhametle aktardın. Yoruldun ama hiç şikâyet etmedin. Dürüst olmak gerekirse yurt dışına çıkacak olmamız beni kaygılandırsa da seninle olduğum için bir yandan çok rahatım. Çünkü mesele yaşadığın ev yada şehir değil. Mesele dinlenebildiğin, yüzünün güldüğü bir yuva sahibi olmak. Herkesin bir evi olabilir ama aile olmak o evi sıcak bir yuvaya çevirmek emek ister. Şimdi sıra bende. Sevgiyle yeni düzende sana destek olmak ve sıcak yuvamızı korumak için yanındayım.”
Mehmet eşine sımsıkı sarıldı.
“Yuvamızı, birbirimizi ve gittiğimiz yeri kıymetlendireceğimizden hiç şüphem yok. Benim tatlı, anlayışlı canım eşim.”
İnsanlara iyi gelen şeyler, farklılığa uyum sağlamaktır. Eğer karşıda ona iyi gelecek bir yol varsa o zaman ona göre esneyebilmektir. Esnerken de her zaman faydayı gözetmek gerekir.



8 Responses
Esnekliğin hayatın bir çok alanında faydası olduğu gibi aile yaşamında dayaşanan büyük değişiklerde uyumu kolaylaştırmaktadır.
İnsan ilişkilerinde fayda da esneklik gösterdiğinde hedefini değiştirmiş olmuyor sadece yöntem ya da bakış açısını çeşitlendiriyor. Ve bu ilişkileri daha sağlıklı ve konforlu hale getiriyor .
Hayatımızı seçimlerimize göre dizayn ederiz. Hayrını göreceğimiz seçim ise kesinlikle bireysel yapılan değil, toplamda yapılandır…
Faydada esneyebilen aile bireyleri birleşenlerden olabiliyor 🙂
Ne güzel söylemişsiniz; Birleleşen, bir olan olabiliyorlar ; aynı faydalı hedefteyseler😍
çok katkı sağlayacak bir strateji aile için…
Karşılıklı ihtiyaç giderebilmek, gerektiğinde esneyebilmek.. bir aileyi de kıymetlendiren şey bu olsa gerek 🥰
Aile olabilmek fedakarlık ister. Ancak o zaman ortak paylaşım oluyor ve yıva kuruluyor