
ÜNİVERSİTE TERCİHLERİ DÖNÜM NOKTASI MI?
Eren, ekranda gördüğü sonuçtan dolayı çok mutluydu. Aylar süren koşturmaca bitmiş ve çözdüğü binlerce sorunun karşılığı tam karşısında duruyordu. Her şeyin bittiğini düşünürken aslında asıl zorlu kısmın şimdi başladığını bilmiyordu: Peki şimdi seçimlerini neye göre yapmalıydı?
Sonuçların açıklanmasının ardından evde birkaç gün sakinlik oldu. Ancak çok geçmeden bu sakinliğin yerini bir telaş aldı. Herkes bir şey söylüyordu. Eren bu karmaşadan sıkılmaya başlamıştı. Hemen bir karar verip bu sürecin sona ermesini istiyordu. Ailesi onun için en iyi ve en faydalı üniversiteleri araştırırken arkadaşları ise: “İyi bir şehir seç, güzel bir üniversite olsun.” diyorlardı. Eren’in İyice kafası karışmış, ne düşüneceğini bilemiyordu. Kararlarını neye göre vermeliydi?
Ertesi gün Eren annesiyle birlikte bilgisayarın başına oturdu. Bilgisayarda onlarca sekme açılmıştı; üniversitelerin taban puanları, öğrenci yorumları, akademik olanaklar, yurt fiyatları.
Annesi, Eren’in puanıyla gidebileceği üniversitelerin listesini çoktan çıkarmıştı. Uygun görmediği seçeneklerin üzerini çiziyordu. Eren bu durumdan rahatsız olmaya başlamıştı. Neden onun okuyacağı üniversiteye bile annesi karar veriyordu? Onun isteklerinin hiç mi önemi yoktu?
“Bu okulun akademik kadrosu çok güçlüymüş. Staj imkânları da geniş. Yurtları da güvenli görünüyor. Geleceğini garanti altına almamız lazım.” dedi annesi. Onun için bir üniversitenin değeri; Erasmus anlaşmalarının sayısıyla, mezunlarının ne kadar sürede iş bulduğuyla ve hatta kampüsün eve ne kadar yakın olduğuyla ölçülüyordu. Kendi hayatında olduğu gibi tamamen fayda odaklı bir değerlendirme yapmıştı.
Eren’in aklından geçenler ise bambaşkaydı. Annesi laboratuvarların ve akademik kadronun özelliklerini inceliyordu. Eren ise vizelerin ardından çimlerde gitar çalabileceği ve arkadaşlarıyla sohbet edebileceği bir yer bakıyordu. Bahar şenliklerinde sevdiği grupları canlı dinleyebileceği ve akşamları arkadaşlarıyla kafede oturabileceği bir yer istiyordu.
“Anne, bak şu okulun kampüsü çok büyük. Kulüpleri de çok aktifmiş. Hatta müzik kulübü bile varmış,” dedi heyecanla.
Annesi derin bir iç çekti. “Müzik sana iş vermeyecek” der gibiydi yüz ifadesi.

İyi bir gelecek için neye ihtiyaç var?
İkisi de aslında Eren için iyi bir gelecek istiyordu. Ancak iyi bir geleceğin ne demek olduğu konusunda aynı fikirde değillerdi. Aynı ekrana bakmalarına rağmen gördükleri şeyler birbirinden çok farklıydı. Aynı hayata bakış açıları gibi.
Annesi hayatın gerçeklerini ön planda tutuyordu. Dört yıl sonrasındaki diplomasını ve sonrasında bulacağı işi güvence altına almaya çalışıyordu. Eren ise hayatın keyfini çıkartmak istiyordu. Önündeki dört yılın nasıl geçeceğinin hayalini kuruyordu. Her ikisi de kendine göre doğru seçim yaptığına inanıyordu.
Seçimlerimizi belirleyen en önemli şeylerden birisi ise hayatı yaşama isteme biçimimizdir. Eren hayatı daha duygusal yaşayan, eğlencenin ve keyfin peşinde koşan birisiydi. Sevdiği keyif aldığı mesleklere yönelmek istiyordu. Annesi ise faydası olmayan bir şeyin vakit kaybı olduğuna inanırdı. Yapılan her şeyde bir mantık arardı. O yüzden daha çok hekim, öğretmen, mühendislik gibi mesleklere yöneliyordu ve bunların Eren’i mutlu edeceğine kendisini de inandırmıştı.
İkisinin de haklı olduğu bir yer vardı. Üniversite yalnızca dört yılın sonunda alınacak bir diploma değil. Aynı zamanda o dört yılın kendisiydi.
Eğitim hayatı, iş ve eş seçimi ya da başka bir ülkeye taşınma kararı vermek ciddi bir meseledir. Çünkü zamanı geri almak mümkün değildir ve bazı kararların insana bir maliyeti vardır. Bu kararlar mobilya almaya, bisikletini değiştirmeye ya da yeni bir kıyafet denemeye benzemez. Beğenmediğinde kolayca geri dönüp değiştirilemeyecek bir karardır.
Bu yüzden iyi düşünmekle birlikte seçenekleri değerlendirmek ve kararın yalnızca bugünü değil, geleceği de nasıl etkileyeceğini görmek gerekir. Her insanın beğenisi kendi algısına göre değişir ve zihin kendi istediğini en doğru tercih olarak hissettirir. Oysa seçimlerin doğru olması fayda ve güzelliğin bir arada olmasına bağlıdır. İnsana fayda veren seçimler keyif verdiğinde hayat güzelleşir.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (1)
Ayşe B. dedi ki
2 Ekim 2026Bunun farkında olmayan pek çok kişi okumakta olduğu bölümü bırakıp yeniden üniversiteye hazırlanma düşüncesine giriyor.
