
İYİ Kİ BENİM GİBİ DEĞİLSİN
Evlenene kadar aynı odayı paylaşan üç kız kardeşin öyküsüydü bu. O evde çekişmeler de, kahkahalar da hiç eksik olmazdı. Aynı odayı paylaşmak bazen keyifli, bazen çekilmez olurdu. Çünkü paylaştıkları sadece bir oda değil, hayatın kendisiydi. Görenlerin üçüz sandığı ama birbirinden bambaşka üç kız kardeşti onlar. Üçü de evlenmiş çoluk çocuğa karışmıştı.
Ayda bir gün baba evinde toplanıp kahvaltı yapılırdı. Bir araya gelip sohbet etmek, geçmiş günlerden konuşmak hepsine iyi gelirdi. Yaşadıkları olumsuz olaylardan bahsederken bile o zamanki hallerine güler olmuşlardı.
Bir zamanlar onların oynadığı bahçede şimdi çocukları oyun oynuyordu. En büyük abla çocukları izlerken gülümsedi. “Ne kadar farklılar değil mi?” dedi.
“Leyla’ya okuldan gelince soruyorum. ‘Günün nasıl geçti’ diyorum. Sadece ‘İyiydi anne’ diyor. Senin kıza sorunca öyle değil. Teneffüste ne yediğinden arkadaşlarının ne yaptığına kadar her şeyi anlatıyor. Hadi onlar farklı evlerde büyüyor. Peki biz? Aynı anne babanın çocuklarıyız. Aynı evde, hatta aynı odada büyüdük. Buna rağmen nasıl bu kadar farklı olduk?”

Birlikte Büyüyen ama Farklı Özelliklere Sahip İnsanlar
Biri konuşmayı severdi mesela. Öfkesini, sevgisini, şaşkınlığını, pişmanlığını hep kelimelerle anlatırdı. O ne kadar konuşkansa diğeri o kadar sessizdi. Ailenin en sakin ve en yavaş olanıydı. Çoğu zaman kısa cümlelerle konuşurdu. Hatta bazen tek kelimeyle sohbeti geçiştirirdi. O ne kadar yavaşsa, bir diğeri de o kadar hızlıydı. Hızlı yürür, hızlı karar verir, hızlı konuşurdu. Diğerlerinin günlerce düşündüğü şeyleri dakikalar içinde yapabilirdi.
Onlar büyürken çıkan tartışmaların çoğu bu farklılıklardan kaynaklanırdı. Birinin sessizliği diğerine umursamazlık gibi gelirdi. Sessiz olan ise her şeyin konuşulmasını gereksiz bulurdu. Düzenli olan, dağınık olanın arkasını toplamaktan yorulurdu. Dağınık olan ise kuralları sıkıcı bulurdu.
İçlerinden biri yaptığı şeylerin görülmesini isterdi. Fark edilmek isterdi. Yeni aldığı kıyafeti gösterirken ya da yaptığı yemeği ikram ederken sadece bakılmayı beklemezdi. Onaylanmayı da beklerdi. “Güzel olmuş” denmesi ona yetmezdi. İstediği ilgiyi göremediğinde üzülürdü. Oysa diğerleri için bu o kadar da önemli değildi.
Sessiz olan, herkes paniklediğinde sakinliğiyle denge sağlardı. Hızlı olan, pratikliğiyle krizleri çözerdi. Planlı olan, sorun çıkmadan önlem alırdı. Sürprizleri seven ise hayata neşe ve can katardı.
Birinin insan ilişkileri kuvvetliydi. Çevresi genişti. Diğeri bireysel çalışmalarda başarılıydı. Biri detayları görüyordu, diğeri büyük resmi. Aynı evde bu kadar farklı huyda insanın bulunmasının bir sebebi vardı. Kişi tek başına bu hayatı yaşayamıyordu. Kendisinden farklı olanla yaşamak, onun olumlu davranışlarından kendisine bir şeyler katarak, kendisinin daha iyi bir haline ulaşması mümkün oluyordu.
Bugün ayrı evler ve ayrı hayatlar yaşıyorlardı. Artık birbirlerini değiştirmeye çalışmayı bıraktıklarında şunu anlamışlardı: Aynı olmak yakın olmak demek değildi. Yakın olmak farklılıkları kabul etmek ve bu farklılıkların kıymetini bilmekti.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (16)
Füsun B. dedi ki
22 Haziran 2026O evin içinde olmak güzel olurdu, bol çeşitliliğin verdiği hareket ve bereket:)yüzümüzü gülümsetti...:)
Kübra K. dedi ki
5 Temmuz 2026Ben de aynı hislerdeyim :) anlayınca insan ayrıca tat alıyor :)
Kader G dedi ki
24 Haziran 2026İnsanı hayatında daha iyiye götüren şey, farklılıkların detayını bilip buna göre hareket etmek. O zaman ilişkilerde kaliteli hale gelmeye başlar.
Melek dedi ki
2 Temmuz 2026O farklılıklar ve bu farkliliklarin yaşattığı kriz sonrası anladabilmek ve orta yolu bulmak, birbiri ile en yakını ile insanın sakinlesebilmesi ve iyilesebilmesi, çok değerli.
Fatoş dedi ki
10 Temmuz 2026Kardeşlerinde birbirinden farklı olmasınında bir sebebi varmış demek ki… bir arada büyüyünce birbirlerinden bazı huyları alıyorlar. Güzel yazı👍🏼
Ayfer dedi ki
10 Temmuz 2026Yeşil elmayla kırmızı elmanın tadı nasıl farklıysa insanlar da kardeş de olsa farklı farklıdır. İnsanı tanıyan bu farklılıkların sebeplerini bilen o ilişkileri yürütebilir, sürdürebilir oluyor.
Semra N dedi ki
11 Temmuz 2026Aklıma geldikçe şimdi gülüyorum ama eskiden en çok üzülüp sinirlendiğim şeylerdi. Meğer aynı evde çok kardeşle yaşamak o kadar zor değilmiş :)
ilknur dedi ki
22 Temmuz 2026insanlar çocuklarını motive etmeye çalışırken diğerinle kıyaslar. Oysa hepsi farklı olduğu için bu ev bu kadar neşe dolu olduğunu fark edemez.
Ayşe c. dedi ki
30 Temmuz 2026Farklılıkları biraradaki güzelliği.... çok renkli bir tablo gibi.
Banu G. dedi ki
30 Temmuz 2026Farklılıkları anlayıp kabul etmek kalpleri de ısıtıyor, insanları da yakınlaştırıyor.
Merve Genç dedi ki
30 Temmuz 2026Ellerinize sağlıkkk :)
Ümmü dedi ki
30 Temmuz 2026İnsan eskiyi hatırlayınca, üzüldüğü olaylara şimdi tebessümle yaklasabiliyor... Bazı şeylerin önemini güzelliğini anda anlasak ne güzel olur 😇🩷
Simge dedi ki
30 Temmuz 2026Sanki bizim ev :) keyifli bir yazı kaleminize sağlık
Emine dedi ki
31 Temmuz 2026Farklılıkların sebebini bilmediğimizde sabredemeyip, gıcık olurken; anlaşıldıktan sonra kimi zaman gülüp geçtiğin, artık takılmadığın bir duruma dönüşmesi o kadar guzel ki😁😇
Kaleminize sağlık. Tanımanın ne kadar kıymetli oldugunu, tekrar hatırlatan bir yazı oldu. 🌸Zehra Erdoğan dedi ki
31 Temmuz 2026Birini seviyorsan bütün farklılıklarıyla seviyorsun kim olursa olsun ister kardeşin ister eşin hayatın kanunu zıt kutuplar birbirini çeker hayat farklılıklarla güzel
Betul Uras dedi ki
31 Temmuz 2026İnsanı zenginleştiren farklılıklar olduğu ne güzel kaleme alınmış... Kaleminize sağlık🌸
