
HEM DOĞRU HEM GÜZEL
Buket, okulun önünde beklerken son bir kez daha saate baktı. Çıkış saati çoktan geçmişti. Tek ayağını yere vurmaya başladı. “Acaba bir şey mi oldu? Arkadaşıyla sohbet ederken beni unutup gitmiş olabilir mi?” gibi düşünceler üşüştü zihnine. Gecikmeden çok, belirsizlik huzursuz ediyordu Buket’i. Çünkü o, zamanı ciddiye alan, günü planlı yaşayan biriydi. Her sabah ne yapacağını not etmeden güne başlamazdı:
● Ayşe’yi okuldan al!
● Eve dönerken market alışverişi yap!
● Yemek hazırla!
● Ayşe’nin ödevlerini yapmasına yardım et!
●…
Ona göre sanki her şey tamamlanması gereken görevlerdi. Aksamalar zihninde karmaşaya sebep olur, sıra bozulunca hiçbirini tamamlayamayacağını düşünürdü.
Okula girince, Ayşe’yi sınıfın kapısında, arkadaşlarıyla sohbete dalmış hâlde gördü. Zaman Ayşe için yine fark edilmeden akıp gitmişti. Buket derin bir nefes aldı, bu manzaraya yabancı değildi.
Ayşe enerjik bir çocuktu. İnsanlarla kolayca bağ kurar, bulunduğu ortama hızla uyum sağlardı. Sohbet, oyun, kahkaha… Saatler bunların arasında akar giderdi. Yeni arkadaşlıklar onun için zahmetsizdi fakat bu, bazen eski bağların zayıflamasına yol açardı. “Bizi unuttun!” sitemleri kulağına sık sık gelirdi.
Buket kendini tutamadı, Ayşe’yi yanına çağırıp: “Ders biter bitmez okulun kapısına gelmen gerektiğini kaç kere söyleyeceğim sana!” dedi. Buket’in bu sert söylemi yine Ayşe’yi kırmıştı.
Buket, Ayşe'yle ister istemez kendi çocukluğunu kıyaslardı. Çocukluğundan beri yapılacaklar listesini zihninde taşıyan, sorumlulukları öne alan biriydi. Onun dünyasında önce görevler tamamlanır, sonra rahatlamaya hak kazanılırdı. Ayşe’nin dünyasında ise ânı yaşamak, her şeyden daha baskındı.
Geçen hafta yaşanan Yerli Malı Günü, bu farkı bir kez daha görünür kılmıştı. Ayşe, gece saat 11'de, ertesi gün okulda bir etkinlik olduğunu ve arkadaşlarına sarma getireceğine söz verdiğini annesine söylemişti. Buket kızmış, Ayşe ağlamıştı. Sonra da mutfağa girilmiş, sarmalar pişirilmişti. Buket, Ayşe’yi kırdığının farkındaydı ama söylediklerinin de doğru olduğunu bildiği için, Ayşe’nin bunu anlamasını istiyordu.
Ertesi gün kızını okula bıraktıktan sonra, eve gidip düşünmek istedi. Bundan 3 ay önce yaşadıkları aklına geldi. Ayşe’nin çürüyen dişinden dolayı doktora gittiklerinde, doktor özellikle uyarmıştı: “Bir süre şekerden uzak durulacak!” İki gün sonra Ayşe, eve elinde kocaman bir şekerle gelmişti. Buket’in sesi yükselmişti: “Doktor seni uyarmadı mı? Bu ne şimdi?” Ayşe’nin gözleri dolu dolu olmuştu…
Sözler doğruydu ama tonlama çok sertti…
Ayşe hiçbir şey söylemeden odasına gidip kapıyı kapatmıştı. Eve sessizlik hâkim olmuştu. Ardından mırıltılı bir ağlama…

Buket, mutfaktaki sandalyesine üzgün hâlde oturdu. Az önce söylediklerini düşündü. Kızının iyiliğini istemişti, bundan emindi. Ama söyledikleri, olması gerektiği gibi aktarılamamıştı. Bazen doğru cümle, yanlış bir ifadeyle söylenince karşılık bulmazdı. Oysa Ayşe’ye diş ağrısının nasıl bir şey olduğunu hatırlatabilirdi. Canının nasıl yandığını, bunu tekrar yaşamak istemeyeceğini sakince anlatabilirdi. Sesini yükseltmeden, suçlamadan, kırmadan… Buket o an fark etti; faydalı olmak isterken olamamıştı. Çünkü doğruyu güzel bir stille aktaramamıştı.
Kimi insan doğruyu güzel söylemeyi ihmal ederken, kimileri de güzel konuşurken verilmesi gereken mesajı atlar.
Sahi hem doğru hem güzel bir şekilde kendini ifade edebilen bir insan olmak, nasıl olur?
Peki, bu stilde bir ebeveyn olmanın yolu nedir?
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (33)
Demet K. dedi ki
6 Mart 2026Her doğru söylenmeyi hak eder.
Ama doğru zamanda, doğru yerde...
Doğrunun en büyük hakkı güzel söylenmesidir.G.A dedi ki
10 Mart 2026Tamda bunu halledebildiğimizde hem doğru hem güzel söylediğimizde ilişkilerde daha samimi olmaya başlıyor. 😊
Sinem K dedi ki
10 Mart 2026Bu yazıda iki farklı yaşam tarzının çatışmasını görüyoruz. Biri planla ilerleyen, diğeri anla yaşayan… Biri görev odaklı, diğeri ilişki odaklı…
Aslında sorun doğru-yanlış meselesi değil, ifade stilinin uyuşmaması.
Doğru bilgi, karşı tarafın algı diline uygun söylenmediğinde direnç oluşturuyor.
⭐️Ebeveynlikte ustalık, sadece doğruyu bilmek değil,doğruyu karşıdakinin duyabileceği biçimde söyleyebilmek.Filiz A. dedi ki
10 Mart 2026Şu kıvamı yakalayınca insan ne kadar da çekici oluyor. Yani hem faydalı bir şey yapıyorsun ama bunu yaparken de haz veriyorsun...
Hayriye dedi ki
10 Mart 2026Umarım bundan sonra kendimi hem doğru hem de güzel ifade etmeyi başarabilirim❤️
Songül Güney dedi ki
10 Mart 2026Doğru olanı güzel aktarabilmek. Asıl maharet burda.
Kübra K dedi ki
10 Mart 2026İletişimimizde en çok gol yediğimiz yerlerden biri meğerse doğruyu söylerken güzel bir şekilde ifade edememek... doğruyu güzel bir şekilde yapabilmeye ihtiyaç var, hem işimizde hem ilişkilerimizde... kısaca hayatımızın her yerinde...
Derya Ü dedi ki
11 Mart 2026İnsan çevresindekileri kendi gibi davransın istiyor. Aksi olunca da tepkiselleşebiliyor. O yüzden “ Kimin Kim “ olduğunu öğrenmemiz gerekiyor.
Ayşe B. dedi ki
11 Mart 2026Yöntem gerçekten çok önemli. Doğru bir şey güzel söylenmediğinde insanlar üzerindeki etkisi olumsuz olabiliyor. Her insan güzel söylenip söylenmemesi ile ilgilenmiyor. Ancak ilgilenenlerle ilişkileri olumsuz etkiliyor.
B.G. dedi ki
12 Mart 2026İletişimde sert ve kaba olduğumuzda ne kadar doğru da söylesek, karşı tarafın lehine de olsak o kişiyi kaybedebiliyoruz. İletişim kurmak için önce yanımızdaki kişiyi kaçırmamız lazım. Bu şekilde devam edersek bir süre sonra etrafımızda kimse kalmaz.
Cansu M. dedi ki
12 Mart 2026Çok ihtiyacımız olan bir konu. İnsan faydalı olan şeyi karşı tarafa güzel biçimde vermediğinde, ifade etmediğinde karşısındakini kaybediyor bir süre sonra. Ve "ama iyiliği için dedim"li pişmanlıklar başlıyor...
Feyza Ç. dedi ki
16 Mart 2026İnsan ararken hem doğruyu hem güzeli arar. Ama kendimiz ne kadar doğruyu güzel yapabiliyoruz bunu atlayabiliyoruz. Farkındalık adına çok kıymetli bir yazı olmuş.
Fatoş dedi ki
5 Nisan 2026İnsanın neyi nasıl söylediği çok önemli. Hangi ortamda olursa olsun. Tanımadığımız insanlarla konuşurken dikkat ettiğimiz kadar yakınlarımızla konuşurkende aynı hassasiyet olmalı. Güzel bir farkındalık oldu. Teşekkürler.
Aylin dedi ki
5 Nisan 2026Bazılarımız doğruyu söyleyeceğim diye patavatsızlık yapabiliyoruz. Bazılarımız ise nasıl söyleyeceğimize o kadar takılıyoruz ki söylenmesi gerekenleri söyleyemiyoruz. Kıvamı iyi tutturmak gerekiyor.
Ceyda B dedi ki
5 Nisan 2026Doğru olanı yapan ya da söyleyen bir de bunu güzel yapanların sayısı artsın çoğalsın❤️
Ayfer dedi ki
5 Nisan 2026İnsanın neyi eksik yaparak doğrunun işe yaramadığını çok güzel anlatan bir yazı olmuş. Yaşattı, gösterdi ve öğretti diyebilirim. Emeğinize sağlık kocaman teşekkürler...
S.S dedi ki
6 Mayıs 2026İletişimde buna dikkat etsek birçok problemi kolayca çözebiliriz ☺️Kaleminize sağlık, 💐
Şule B dedi ki
6 Mayıs 2026İnsan faydayı yada güzeli yaparken ne kadar iyi düşüncelerle yapsada sonuç pekte öyle olmuyor. İkisinede ihtiyacımız olduğunu farkettiren bir yazı olmuş.
Kader G. dedi ki
6 Mayıs 2026İnsan doğruyu söylerken iletişim kurduğu insanı yetiştirmek davranış değişikliği oluşturmak istiyorsa bunu güzel söylemelidir.
Her doğru güzel söylenildiğinde anlam bulur.Füsun B. dedi ki
6 Mayıs 2026Sadece bir doğruyu söylemiş olmak yetmiyor, söylenmesi gerekeni dinleyecek olanın frekansına göre söylemediğimizde mesaj ulaşmıyor.
Bir kuş kendi dilindeiletişim kurmak ister, ayri bir frekans ayarı var. Tıpkı her hayvanda olduğu gibi, insanlar da böyle. Bir şeyi söylemeden önce mesajımızi karşı tarafa uyumlu hale getirmeye çalışmalıyız:) Böylelikle kendimizi daha iyi anlatir ve karsi tarafi daha iyi anlar hale gelebiliriz.Mina dedi ki
6 Mayıs 2026Sanırım mesele; sadece doğruyu söylemek değil, karşımızdakinin kalbine değecek şekilde söyleyebilmekte… Çünkü özellikle aile içinde bazen bir cümlenin tonu, kelimenin kendisinden daha çok iz bırakıyor 🌿
Şeyma dedi ki
8 Haziran 2026Çok doğru... Bazen doğru cümle, yanlış bir ifadeyle söylenince karşılık bulmazdı.
Ayşe Karadeniz dedi ki
6 Mayıs 2026Hem doğru hem güzeli bir arada yapabilmek dileğiyle... Kaleminize sağlık.
M.A dedi ki
2 Haziran 2026Doğru sözü, güzel aktarmak...
Emine İ dedi ki
8 Haziran 2026Çok kıymetli bir bilgi oldu…
Ne yaparsan yap, muhakkak doğru olanı yap ve bunu güzel yap 🥰 ki yaptığı, söylediği kıymetli olan ol…Beyzanur dedi ki
9 Haziran 2026Hem doğruyu hem de güzeli verebilen insanı kim kaybetmek ister ki :)
N. C. dedi ki
10 Haziran 2026Annem derdi” Doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovarlar”; “ Doğrucu Mahmut gibi, her doğru her yerde söylenmez, doğru zaman ve mekan gerekir!” diye …
Buna, “ Her doğru, güzel bir şekilde ifade edildiğinde, karşılık bulur!” eklendi. Teşekkürler, güzel bir yazı olmuş🌸Kevser doğan dedi ki
11 Haziran 2026Doğru söylenen şey tek başına değil güzel şöylenince faydalı oluyor, bu denklemi çözebilirse insan başarıya ulaşabiliyor.
Sezer Duyulmuş dedi ki
11 Haziran 2026“ Yanlış üslup, doğru sözün celladıdır” Doğru olan bir şeyi güzel ifadelerle kullanmak iletişimi güçlendirir.
B.I dedi ki
11 Haziran 2026Doğruyu güzel bir şekilde aktarabildiğinde karşıdaki kişide anlam bulur.
Sude K. dedi ki
11 Haziran 2026İlişkilerimizdeki birçok problem de buradan çıkıyor. Doğruyu söylerken kalp kırabiliyoruz. Asıl marifet doğruyu güzel aktarmakta.
Özlem G dedi ki
15 Haziran 2026Doğru söyleyen insan nasıl olsadogru diye ağzına geleni söyleme hakkı buluyor kendinde.
Eğitim almadan bende öyledim. Sözde dobra konuşuyorum . Ama kırıcı olduğumun farkında olmuyordum. Çok şükür farkettim.
Yaşamımız boyunda doğruyu güzel yapmak nasip olsun hepimizeM.U dedi ki
18 Haziran 2026Doğru konuşmak tek başına yeterli değildir. Bütün gece eşine, kardeşine doğru konuşarak boğazını patlatsanda... Sadece gergin geçimsiz sert biri olduğun yankısını duyabilirsin...
