BİRBİRİMİZİ ANLAMADAN AYNI EVDE YAŞAMAK NORMAL MİDİR?

BİRBİRİMİZİ ANLAMADAN AYNI EVDE YAŞAMAK NORMAL MİDİR?

BİRBİRİMİZİ ANLAMADAN AYNI EVDE YAŞAMAK NORMAL MİDİR?

3 dk okuma

“Dur dur, kaçma! Geliyorum, şimdi yakalayacağım seni.” Aslı bir anda yatağından fırladı. Kalbinin hızlı hızlı attığını fark etti. Gördüğü kâbus o kadar gerçekti ki bir an durdu. Birkaç saniye nerede olduğunu anlamaya çalıştı. Elini uzatıp gece lambasını yaktı. Saate baktı, saat 04.23’tü. Odanın içinde yalnızca “tik tak” sesi vardı.

Aslı derin bir nefes aldı. Gece eşiyle izledikleri gerilim filminden oldukça etkilenmişti. Film bitmişti ama etkisi zihninde devam ediyordu. Yanında uyuyan eşine baktı, düşündü. O ise derin ve sakin bir uykudaydı. Filmden hiç etkilenmemiş gibiydi. Hatta bazı sahnelerine gülmüştü bile.

Aslı içinden geçirdi:

“Nasıl bu kadar rahat olabiliyor?”

Kendisi gece kâbusla uyanırken, eşi kesintisiz uyuyabiliyordu. Üstelik her sabah alarm çalmadan uyanıyordu. Sank içindeki saat hiç şaşmıyordu.

“Gerçekten hiç anlayamıyorum…” diye düşündü.

Bölünen uykusundan sonra tekrar uyumaya çalıştı. Sağ tarafa döndü, sol tarafa döndü, zihni susmuyordu. Bir süre sonra yorgunluk ağır bastı ve yeniden uykuya daldı.

Sabah evin içini bir ses doldurdu:

“İstemiyorum baba! İstemiyorum! Kırmızı çantam olmadan hiçbir yere gitmem!”

Aslı gözlerini açtığında güne çoktan geç kalmıştı. Servis çoktan gelmiş, kapıda bekliyordu. Küçük kızları kapının önünde ağlıyor, babası onu ikna etmeye çalışıyordu. Önceki gün kızlarının kırmızı çantası kirlenmişti. Babası geçici olarak mavi çantasını vermişti. Ama o bu durumu kabul etmiyordu. Çünkü onun dünyasında bazı şeyler sadece “eşya” değildi. Bazı renkler, bazı alışkanlıklar, bazı düzenler… Onun için çok önemliydi.

Babası yorgun bir sesle söyledi:

“Alt tarafı bir çanta… Gerçekten anlamıyorum.”

Aslı kapıdan onları izlerken aynı soruyu kendi içinde de duydu:

“Neden herkes aynı şeyi bu kadar farklı yaşıyor?”

Herkesi uğurladıktan sonra mutfağa geçti. Kahvaltı hazırlamak için dolabı açtı. O anda aklına geldi; dün peynirli börek yapmıştı. Ama oğlu peynir pek sevmezdi. Dereotuna hiç dokunmazdı. Bir an durdu ve “Kaç yaşına geldi… hâlâ yemek seçiyor.” diye düşündü.

Masaya oturdu ve televizyonu açtı. Ekranda insan bedenini anlatan bir belgesel vardı. Anlatıcı şöyle diyordu:

“Kalp hızlandığında diğer organlar ona uyum sağlar. Biri zorlandığında diğerleri denge kurar. Hiçbiri diğerinden
bağımsız hareket etmez. Çünkü organlar birbirini anlamazsa, beden yaşamaya devam etse bile sağlıklı kalamaz.”

Aslı o anda derin bir farkındalık yaşadı. Aynı evde yaşamak, aynı bedende yaşamak gibiydi. Her şey dışarıdan
bakıldığında normal görünebilirdi. Hayat devam ediyor olabilirdi. Herkes kendi sorumluluğunu yerine getiriyor
olabilirdi. Ama birbirini anlamadığında, sistem çalışıyor gibi görünse bile denge kaybolurdu.

Sorun aynı evde yaşamak değildi. Sorun, aynı evin içinde birbirlerinin dünyasını görememekti. Çünkü herkes hayata aynı yerden bakmıyordu.

Biri dış dünyadan kolay etkileniyordu.
Biri daha sakindi.
Biri alışkanlıkla güvende hissediyordu.
Biri değişime daha kolay uyum sağlıyordu.

Hiçbiri yanlış değildi, sadece farklıydılar ve o an anladı… Hiç kimse zor olmak için zor değildi.
Kimse anlaşılmaz olmak istemiyordu. Herkes kendi karakteri ile var oluyordu, tıpkı bedenin organları gibi. Kalp, kalp gibi atıyordu.
Akciğer, akciğer gibi nefes alıyordu.
Hiçbiri diğerine benzemeye çalışmıyordu. Ama birbirlerini anladıkları için birlikte çalışabiliyorlardı. Aile de böyledir.

Farklılıklar çatışmak için değil, denge kurmak için vardır.

Biri daha planlıysa, diğeri hayatın akışını hatırlatır.
Biri daha hassassa, diğeri güven verir.
Biri zorlandığında, diğeri destek olur. Ve bu denge kurulduğunda, aynı çatı altında yaşamak bir mücadele olmaktan çıkar. Bir yük olmaktan çıkar. Bir zorunluluk olmaktan çıkar.

Birbirini anlayan insanlar için aynı evde yaşamak zor değildi. Çünkü anlaşılmak, insanın içindeki direnci azaltır. Anlamak ilişkiyi güçlendirir, farklılıklar yok edilmesi gereken şeyler değildir. Farklılıklar birleştiği zaman denge oluşur.

İşte o zaman…Aynı çatı sadece bir ev olmaz. Gerçekten gerçek bir yuva olur.

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (16)

  • Demet K. dedi ki

    18 Mart 2026

    İnsanın şifası zıddındadır ve o zıtlığa ne kadar ihtiyaç varsa o kadar dibindedir. Bu yüzden bizi en çok geliştirecek ve kolay kopamayacağımız ilişkiler aile bireyleriyle bize sunulur.

    • S.S dedi ki

      20 Nisan 2026

      İnsan karşıdakinin farklılığını kabul ettiğinde sağlıklı bir iletişim ve sağlıklı ilişki kurabiliyor.💐

  • Kader G dedi ki

    14 Nisan 2026

    Ne güzel bir içerik olmuş.
    Farklılıklarımızı kabul ettiğimizde buna uyum gösterip dengeyi yakaladıktan sonra kolaylaşır her şey. O zaman anlam kazanır insanın tepkileri de .

  • Kader G dedi ki

    14 Nisan 2026

    Ne güzel bir içerik olmuş. Farklılıklarımızı kabul ettiğimizde buna uyum gösterip dengeyi yakaladıktan sonra kolaylaşır her şey. O zaman anlam kazanır insanın tepkileri de .

  • Ayfer dedi ki

    14 Nisan 2026

    Kalbimi bıraktım bu yazıya. Bedenin içindeki organlar da yaratılışına uygun çalışıyor, insan da yaratılışına uygun davranıyor. Biz akciğerden kalp olmasını, böbrek olmasını bekleyip zorlayarak dengeleri bozabiliyoruz.

  • D dedi ki

    14 Nisan 2026

    Herkes anlamak anlaşılmak ister ama bu bazen zordur farklılıklarımızı ve karşımızdakinin farklılığını kabul etmek sağlıklı ilişkilerr swbep olacak demek ki...

  • Fatoş dedi ki

    14 Nisan 2026

    Anlaşılmak iletişimde en çok yaşadığımız sorunlardan birisi, insan anlaşılmadığında çaresi hissediyor. Çözümsüz kaldığını düşünüyor. Karşıdaki insanı anlayarak iletişim kurmak herkese iyi gelen bir yaklaşım.

  • Füsun B. dedi ki

    15 Nisan 2026

    Anlaşılmak insanın direncini azaltır. Ne kadar da güzel bir tespit, insan anlaşıldığında tüm gerilim, çatışmalar da bitiyor. Aynı evin içerisinde, aynı sınıfın, aynı okulun ve hatta toplumun içerisinde birbirimizi görüp anlamak dileğiyle:)

  • Füsun B. dedi ki

    15 Nisan 2026

    Aynı evin içerisinde, aynı sınıfın, aynı okulun ve hatta toplumun içerisinde birbirimizi görüp anlamak dileğiyle:)

  • Ceyda B dedi ki

    18 Nisan 2026

    Farklılıkları yönetebilmek ne kadar önemli bir şey insan bunu fark etmeli

  • Şule B dedi ki

    20 Nisan 2026

    “Anlaşılmak insanın içindeki direnci azaltır.”

    İnsan anlaşılmadığını hissetiği her yerde kendisine yeni duvarlar örüyor…

  • Kbr Krm dedi ki

    20 Nisan 2026

    Anlıyoruz ki insanların birbirinden farklı oluşu bir arada olmanın tadı tuzu oluyor…

  • Nazlı K. dedi ki

    26 Nisan 2026

    Bir beden gibi uyum içinde yaşayabilmek için farklılıkları anlamak gerek.

  • Şeyma dedi ki

    9 Mayıs 2026

    Bütünün parçaları olmak, bu parçalardan biri olurken bütünle uyumlu olmak...

    Kaleminize sağlık 💐

  • Emine İ dedi ki

    10 Mayıs 2026

    Farklı olan başta zorlar… Mesele de zaten o zorluğa göğüs germektir. Ve bu öyle zannedildiği gibi sonsuza dek sürmez 😉 çünkü başı zorlayıcı sonrası büyük bir kolaylık ile konfor getirir 😎

  • M.N dedi ki

    2 Haziran 2026

    Farklılıkları kabul ettiğimizde hayat daha konforlu oluyor..

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.