
AYNI EVDE İKİ DÜNYA
İpek, odasına giren güneş ışığının gözlerine yansımasıyla uyandı. Her ne kadar uyanmış olsa da yataktan çıkmak istemiyordu. Zihnini yorgun hissettiğinde, genellikle yataktan kalkmak istemezdi. Bugün, İpek için tam olarak böyle bir gündü.
İlişkilerinde yaşadıkları anlaşmazlıklar, zamanla İpek’i yormaya başlamıştı. Eşi Tuna ile uzun yıllar süren birlikteliğin ardından evlenmişlerdi. Her evlilikte olduğu gibi onların evliliğinde de sorunlar vardı. Peki, bu sorunlar nereden kaynaklanıyordu?
Aslında birbirlerinden oldukça farklı özelliklere sahiptiler. Hatta birbirlerinin tam zıttı oldukları bile söylenebilirdi. Birlikteliklerinin ilk zamanlarında, farklılıkları birbirlerine cazip geliyordu. Zamanla bu farklılıkları onları zorlayan bir hale gelmişti. İpek daha sakin, düzenli, kuralları ve rutinleri olan biriydi. Onun için hayat sanki daha yavaş akıyordu. Tuna ise tam aksine hareketliydi ve hayatı hızlı yaşamayı seviyordu. Her an, anlık bir planla gelebilir ya da hiç beklenmedik bir anda misafirlerle kapıda belirebilirdi. Bu anlık durumlara uyum sağlamak İpek’i zorluyordu. Onun için bir yere gidilecekse günler öncesinden konuşulmalıydı. Misafir çağırılacaksa, önceden plan yapmalıydı. İkramlıklar, masa düzeni ayrıntıları önceden düşünülmeliydi. Tuna ise bunların hiçbirini bu kadar fazla düşünmüyordu. Ona göre hayatın her anını önceden planlamak gerekmiyordu. Andaki durumlara göre hareket etmek daha kolaydı.
Başlangıçta birbirlerinin bu özelliklerini tamamlayıcı bulmuşlardı. İpek Tuna'nın hayatına kattığı hareketlilikten hoşlanıyor; Tuna da İpek'in düzenli ve sakin oluşunda kendisini dengeleyen bir taraf görüyordu. Zaman geçtikçe olaylar farklı açıdan yorumlanmaya başlamıştı. İpek, Tuna'nın plansızlığını sorumsuzluk olarak görmeye başlamıştı. Tuna ise İpek'in düzen ve plan ihtiyacını gereğinden fazla kontrolcü buluyordu.

Farklılıkları hayatlarının pek çok alanında kendini gösteriyordu.
Bu durum, anne baba olduklarında da devam etti. Çocuklarını yetiştirirken bile düşüncelerinde uyuşmazlıklar vardı. İpek, çocukların kurallar çerçevesinde yetişmesini sağlıklı buluyordu. Uyku saatlerinin belli olması, derslerinin düzenli yapılması ve sorumluluklarının zamanında yerine getirilmesi onun için önemliydi. Tuna ise çocukların biraz özgür bırakılmasını savunuyordu. Çocukların hata yaparak öğrenebileceğini ve her şeyin kurallarla sınırlandırılmaması gerektiğini düşünüyordu.
Bu farklı düşünceler, zaman zaman çocukların yanında tartışmalara dönüşüyordu. İpek, Tuna'nın koyduğu kuralları bozduğunu düşünüyordu. Tuna ise İpek'in çocuklara karşı fazla katı davrandığını söylüyordu. İkisi de aslında çocuklarının iyiliğini istiyordu; fakat bunu gerçekleştirme biçimleri birbirinden farklıydı.
Bir akşam yine benzer bir konu yüzünden tartışmışlardı. Tuna, akşamüstü çocukları eğlence parkına götürmek istemişti. İpek ise yarın sınavları olduğunu söyleyerek karşı çıkmıştı. Konuşma kısa sürede tartışmaya dönüşmüştü. İkisi de kendi düşüncesinin doğru olduğunu savunmaya başlamıştı. Çocuklar ise şaşkınca anne babalarına bakıyordu. Sonunda sessiz kalıp, çocukları odalarına gönderdiler. İpek ve Tuna da odalarına geçti.
İpek o gece yatağa uzandığında, yalnızca akşamki tartışmayı düşünmedi. Uzun zamandır biriken pek çok şeyi düşünüyordu.
"Neden birbirimizi anlamakta bu kadar zorlanıyoruz?" dedi içinden.
Belki de sorun, birbirlerinden farklı olmaları değildi. Belki asıl sorun, bu farklılıkları anlamlandırma biçimleriydi. Birbirlerinin benzer şekilde düşünmesini bekledikçe, hayal kırıklığı yaşıyordu. Aslında karşısındakini değiştirmeye çalışırken birbirlerini anlamayı geri plana atıyordu.
İpek yataktan kalkıp pencerenin önüne geçti. Güneş artık odanın içine tamamen yayılmıştı. Bir süre dışarıyı izledi.
Bugün belki de ilk kez, yaşadıkları sorunlara yalnızca "Kim haklı?" sorusuyla değil, "Biz bu noktaya nasıl geldik?" sorusuyla bakması gerektiğini düşündü. Çünkü aynı evde yaşayan iki insan her konuda anlaşamazdı. Önemli olan, farklılıkların ortadan kaldırılması değildi. Bu farklılıklarla birlikte nasıl yaşanacağının öğrenilmesiydi. İşte bu sabah uyumlu olmanın ilk adımlarını atma vaktiydi.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (1)
Ada Ç dedi ki
22 Eylül 2026Farklılıkları anlamak sandığımızdan daha fazlasına etki ediyor... Aynı evde yaşayan iki insan arasında bile farklılığı tanıyamayınca sorunlara dönüşüyor . Dönüp bakmak , soru sorabilmek , hatayı aramak zorlaşıyor...
