
ANLAM KAZANAN İLK VE SONLAR
Güneş denizin üzerine yavaşça eğilmişti. Gökyüzü turuncu ile pembe arasında tonlardaydı. Sahilde hafif bir rüzgâr esiyordu. Günün sıcaklığı yerini serin bir akşama bırakıyordu. Kumlar hâlâ sıcaktı; üzerine oturanların içini ısıtan ve günün izini taşıyan bir sıcaklık…
O akşam her şey sıradan görünüyordu. Dalga sesleri, çocuk kahkahaları, sahilde yürüyen insanların ayak sesleri…Bazı akşamlar vardır; insan fark etmez, bir şeyler değişir. Sanki hayat, tam o anda yeni bir sayfa açar. Belki de bugün öyle bir gündür.
Zeynep kumlara parmaklarıyla şekiller çiziyordu. Yanında en yakın arkadaşı Elif vardı. İkisi de konuşmuyordu ama aralarındaki sessizlik yabancı değildi. Bazı dostluklar susarak da anlaşılabilirdi.
Biraz ileride, denize doğru taş atan Murat vardı. Attığı her taş, sanki içinde söyleyemediklerini götürüyordu. Arada dönüp onlara bakıyor sonra tekrar yüzünü çeviriyordu.
Onların biraz gerisinde ise Duru ayakta duruyordu. Herkesi izliyor ama aslında kimseye tam olarak odaklanmıyordu. Ne yanlarına geliyor ne de tamamen uzaklaşıyordu. Sanki bir adım atsa her şey değişecek gibiydi.
O akşam bu dört kişi aynı sahildeydi. Aynı güneşin batışını izliyorlardı. Her biri kendi içinde başka bir hikâyenin içindeydi.
Henüz kimse konuşmamıştı. Henüz hiçbir şey başlamamıştı. Ama bazen en önemli anlar… Tam da böyle başlar, sessizce... Fark edilmeden... Ve kim bilir… Kim, kimin hayatında “ilk” olacak, Kim, kimin “sonu”nda kalacak?
Zeynep ve Elif’in sessizliğini, her zamanki heyecanlı haliyle Elif bozdu:
“Hadi Zeynep, nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsun? Aç şu tahlil sonuçlarını.”
Zeynep telefonunu eline aldı, tuş kilidini yavaşça açtı. Elleri hafif titriyordu; bu titreme sesine de yansıdı:
“Ya yine negatif çıkarsa… Ahmet’e bile söyleyemedim. Her seferinde umutlanıp üzülmesini istemedim. İyi ki yanımdasın, Elif.”
“Hep yanında olacağım. Bu kez güzel haber alacağız, hissediyorum.”
O sırada Duru, yavaş adımlarla Murat’ın yanına gitti ve elini sakince omzuna koydu:
“Güçlü olmalısın. Annen seni böyle görmek istemezdi. Dayıların geldi, hastanedeki işlemler tamamlandı. Herkes seni bekliyor.”
Murat onun yüzüne bakamadı. Ellerini yüzüne kapattı, gözyaşlarını saklamaya çalıştı. Cevap veremedi; yalnızca yutkundu.
Aynı sahne, aynı yer…
Ama iki farklı hikâye.
Biri başlangıç, diğeri bitiş.
Hayat da böyle değil mi? Her başlayan bir gün biter. Asıl önemli olan, nasıl başladığımız ve nasıl tamamladığımızdır.

Yeni bir ilişki…
Yeni bir iş…
Yeni bir düzen…
Ya da bir kayıp…
Her biri insanda farklı bir duygu bırakır.
İnsan kendini tanıdıkça, duygularını fark ettikçe, yeni başlangıçlarda daha güçlü ve güvende hisseder. Güneş ufukta kaybolurken, dört hayatı sessizce ikiye böldü. Zeynep’in telefonu titredi. Sonuca baktığında gözleri doldu. Elif yaklaşırken Zeynep fısıldadı:
“Bu… bir başlangıç.”
Aynı anda Murat ayağa kalktı. Annesine veda edeceği yol için ilk adımını attı. Duru yanında, sessizce ona eşlik etti. Çünkü bazı sonlar, konuşmadan anlaşılırdı.
Hayat hep böyleydi…
Biri başlarken diğeri biterdi.
Bir umut doğar, bir hikâye kapanırdı.
Ve insan, bu “ilk”ler ve “son”lar arasında yürürken aslında kendini öğrenirdi.
O gece sahilde hem başlangıç vardı hem bitiş. Ve herkesin zihninde hayata dair sayısız soru…
Murat içinden geçirdi:
“Umarım iyi bir evlat olmuşumdur… Son görevimi layıkıyla yerine getirebilirim.”
Zeynep ise kalbinin hızla attığını hissediyordu: “Nihayet… Beklediğimiz haber geldi. Hamileyim.”
Peki, iyi bir evlat nasıl olunur?
Kendimizi ve ailemizdeki farklı kişilikleri tanımadan mümkün mü?
Onların güçlü ve gelişmeye açık yönlerini anlamadan?
Peki, iyi bir evlat nasıl yetiştirilir?
Dünyaya gelecek bu yeni can kimdir?
Hangi özelliklere sahiptir?
Neleri kolay, neleri zor yapacaktır?
Her çocuk, parmak izi gibi eşsiz değil midir?
Öyleyse…
Başı ve sonu olan bu hayat yolculuğunda, önemli olan süreci nasıl yönettiğimizdir. Bunun için önce insanı tanımak gerekir. Çünkü insanı tanıdıkça, başlangıçlar da sonlar da anlam kazanır.
Bu yolculuk bir keşiftir…
Ve o keşfin en önemli kahramanı sensin.
Peki ya sen?
Kendi hikâyenin başrolünü gerçekten tanımaya hazır mısın?
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (17)
Beyzanur dedi ki
6 Haziran 2026Ve insan, bu “ilk”ler ve “son”lar arasında yürürken aslında kendini öğrenirdi.
Ne güzel ifade edilmiş. Kendimizi tanıyabilmemiz ümidiyleSezer Duyulmuş dedi ki
18 Haziran 2026İnsanların ilk andan son ana kadar kendini ve çevresindeki farklılıkları bilerek yaşamamızın, ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlamış oldum
Işıl P. dedi ki
6 Haziran 2026Başlangıç ve sonların anlam kazanması için insanı tanımak gerekir....
Benzerlikteki farklılıklarımız
nelerdir?N. C. dedi ki
6 Haziran 2026İnsan, insanı tanımadan, bu hayatı denge boyutunda, mutlu ve huzurlu yaşaması zor gerçekten de!
Kader G dedi ki
7 Haziran 2026Hayatın içinde milyonlarca kez başlangıçlar ve bitişler yaşarız. Bu anlamlı kılacak olan da gerçekten farkındalıkla yaşamaktır. Kendin, çevren, ailen , arkadaşların…
Melek A. dedi ki
30 Temmuz 2026Yolumu güzelleştirmek, ardımda iyi bir iz bırakmak icin sahnemi ve sahne arkadaşlarımı tanımam gerek. Rolümü bilmeden bu nasil mümkün olabilir ki! Bu anlamlı paylaşım icin teşekkürler ;)
Füsun B. dedi ki
7 Haziran 2026Her son da her baslangiç da bize bir şeyler öğretir... Daha da önemli o yol boyunca ne öğrendiğimizdir, insanın bu hayatta en çok ihtiyaç duyduğu şey kendini tanımaktır. Çünkü kendini tanıyan insan her anlamda daha güçlü olur.
Şule B dedi ki
7 Haziran 2026“Başı ve sonu olan bu hayat yolculuğunda, önemli olan süreci nasıl yönettiğimizdir.”
Ne kıymetli bir farkındalık yazısı olmuş. İnsanın var olan süreçlerini nasıl yönettiğini tekrar tekrar düşündürüyor :)
Şeyma dedi ki
7 Haziran 2026Kendi hikayenin başrolünde olmak... İnsanın bu hayatta hedeflemesi gerekenlerden...
Kevser doğan dedi ki
18 Haziran 2026O gecw sahilde hem başlangıç vardı hem bitiş. Her son bir başlangıç ( bugün mezuniyetim var hem bir son hem bir başlangıç...)
Sonlar ve başlangıçlar arasında yürürken kendimizi doğru tanıyabilmek ümidiyle.Ayşe Sümeyye dedi ki
18 Haziran 2026Yolumuzun bir sonu var. Oraya gelmeden gerçekleri görüp ona göre yaşamamız duasıyla.
Özlem G dedi ki
18 Haziran 2026Çevresini tanımadan nasıl insan kendini tanır ki
Daha iyi bir evlat nasıl olunur?
Daha iyi bir anne nasıl olunur?
Hiç bu açıdan bakmamıştım..B.I dedi ki
18 Haziran 2026Her sonun bir ilki vardır. İlk ve sonlar arasında kendimizi keşfediyoruz 🌸
M.U dedi ki
18 Haziran 2026Aile demek bir arada hayata eşlik etmek demektir... Üzüntülere, umutlara, zorluklara, mutluluklara... Bu akışta, ailede herkesin birbirini tanıyor olması devinim için önemlidir. Herkesin yaklaşıldığında gerildiği noktaları vardır... Sabrının yetmediği alanları ve iyi iş çıkardığı tarafları vardır... Bunları anlamadan uzun soluklu ekip olmak zor olabilir...
Sude K. dedi ki
18 Haziran 2026Başlangıç ve sonların arasında yaşadığımız bu hikayede yol boyunca aslında kendimizi tanımaya çalışıyoruz.
D.B dedi ki
30 Temmuz 2026Başlangıç ve son. Hayat bu ikisi arasında öğrendiklerimiz. 🙏🏻
Nazlı K. dedi ki
31 Temmuz 2026Başlangıçlar ve sonlar bazılarımıza ne kadar zor geliyor değil mi?
